HAC SÛRESİ
Mekkeʹde inmiştir. Ancak 19. âyetten 24. âyete kadar olan kısmının Medine’de indiği söylenir. (Lübabu’t-te’vîl: 3/280 Genellikle «Ya Eyyühennas» ile başlayan âyetler Mekke’de; «Ya Eyyühellezîne âmenû» ile başlayan âyetler Medine’de inmiştir.) Müfessir Kurtubî’ye göre, sadece üç âyeti Medine’de inmiştir. Cumhura göre, sûre Mekkî ve Medenî âyetleri kapsamaktadır.
Sûreye, İbrahim Peygamber tarafından yerine getirilen hac farizasına bütün müʹminlerin çağrılması; aynı zamanda Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz tarafından da bu farzın hem yerine getirilmesi, hem şartlar elverdiğinde zengin müslümanlara da farz kılındığını ilân etmesi konu edildiğinden, «Hac» ismi verilmiştir.
Âyet sayısı : 78
Kelime » : 1291
Harf » : 5075 (Lübabu’t-te’vîl: 3/280)
Sûrenin tamamı, genel anlamda üç konuyu içermektedir:
1- Hac farizası, Mescid-i Haram ve ilgili meseleler,
2- Konuyla yakından ilgili bulunan savaşa hazırlık, zulme sapanların yok edilmesi; yerkürenin denge ve düzeninin bir olan yaratana delâlet ettiği ve dünya hayatının önemsizliği,
3- Sûrenin baş kısmında, ölümden sonraki dirilme ve onunla ilgili safhalar anlatılır...
Enbiyâ sûresinin son bölümünde kıyâmetin kopuşundan önemli bir safha tasvîr edilirken, bu sûreye de kıyâmetin diğer önemli safhalarından söz edilerek başlanması, iki sûre arasındaki irtibatı sağlar.
MEÂLİ:
1- Ey insanlar! Rabbınızın (değişmiyen kanunlarına, hayatınızı düzene sokan sünnetine uyun). Oʹnu dinlemezlikten sakının. Şüphesiz ki kıyâmet sarsıntısı büyük bir olaydır.
2- O günü bir görseniz, emzikli olan her kadın emzirdiğini bırakıp geçer ve her gebe kadın taşıdığını düşürür. İnsanları (o gün) sarhoş (gibi) görürsün, halbuki sarhoş değildirler; ama (ne var ki) Allahʹın azâbı oldukça şiddetlidir.
İLGİLİ HADÎS
«Allah kıyâmet gününde Ademʹe: «Ya Âdem! » diye hitap eder. O da: «Buyur Rabbimiz, buyruğuna amadeyim» der. İşitilecek bir sesle şöyle seslenir: «Cehennemʹe zürriyetinden bir baʹs çıkarmanı Allah emrediyor. » Bunun üzerine Âdem: «Ya Rab! Cehennemʹin baʹsı nedir? » diye sorar. Allah ona: «Her binden bir tanesini çıkar, (geriye kalan 999 Cehennemliktir)» buyurur.
İşte o anda hamile kadın hamlini düşürür; tüyü bitmedik çocuk yaşlanıp saçları ağarır. İnsanları sarhoş (gibi) görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allahʹın azâbı pek şiddetlidir.
Bu haber ashab-ı kirâma ağır geldi. O kadar ki renkleri değişti. Bunun üzerine Peygamber (A. S. ) Efendimiz şöyle buyurdu: «Ye’cüc ve Meʹcücʹden 999, sizden bir tane... Siz o insanlara nisbetle, beyaz öküzün yan kısmında siyah bir kıl veya siyah bir öküzün yanında beyaz bir kıl gibisiniz. Umarım ki Cennet ehlinin dörtte biri siz (ümmetim) olursunuz. » (Buharî/enbiyâ: 7, tefsîr: 22, rikak: 45, 46, tevhîd: 32- Müslim/imân: 379. fiten: 116- Tirmizî/tefsîr: 22- Ahmed: 1/388- 2/166- 3/32, 33- 4/432, 435)
KIYÂMET SARSINTISI
«Ey insanlar! Rabbınızın (değişmeyen kanunlarına, hayatınızı düzene sokan sünnetine uyun), Oʹnu dinlemezlikten sakının. Şüphesiz ki kıyâmet sarsıntısı büyük bir olaydır. »
İlgili âyetle, kendini hayvanî duygularının peşine takıp her türlü kutsal değeri unutan veya inkâr eden gâfiller uyarılıyor. Şu görünen mükemmel düzeni kuran Yüce Yaratan’ın bir gün bu düzeni bozacağına; azâbının ise nankörler hakkında pek şiddetli olacağına dikkatler çekiliyor.
Bu uyarının sebebine gelince:
İnsan dünya hayatında korku ile ümit arasında ömrünü değerlendirdiği ölçüde mutlu ve huzurlu olur. Allahʹın azabından korkmak, günlük hayatı en iyi şekilde disipline eder. Sorumluluk duygusunu geliştirir. İyiliğin rahmet, kötülüğün azap olacağını öğretir. Allahʹın geniş rahmetine ümit bağlamak, iç huzuru doğurarak ruhu rahatlatır; kalbe yatışkanlık verir. Her şeyden evvel insanın manevî boşluğunu Allah sevgi ve korkusuyla doldurur. Böylece insanı merhametli, şefkatli, hayırhah ve erdemli bir düzeye getirir.
Beşerin kalp ve kafasından bu iki kavramı tesiriyle birlikte söküp aldığımız zaman, geriye hayvanî duygulardan başka bir şey kalmaz.
İşte bu nedenledir ki, Kur’ân’da uygulanan İlâhî metotlardan biri de, korku ile ümit arasında bir köprü kurmak ve münasebet düştükçe bunu az değişik ifadelerle tekrarlamaktır. Aynı zamanda her tekrar yeni bir safhayı anlatır, değişik bir tablo çizer ve böylece kıyâmet hakkında bir zincirin halkaları misali önemli ve uyarıcı safhalar birbirine eklenerek konu hakkında tamamlayıcı bilginin bizden yana son noktasına gelinir.
Allah inkâr edildiği, kıyâmet diye ikinci bir hayatın olacağı kabul edilmediği veya bu iki yönlendirici esastan korkulmadığı takdirde ne gibi sakıncalar ortaya çıkar? Şüphesiz ki bu oldukça açıklama isteyen geniş bir konudur. Ama biz özet mahiyetinde de olsa bir bilgi demeti vermekte yarar görüyoruz. Şöyle ki:
1- Fertlerin içinde meydana gelen manevî boşluk, bâtıl fikirlerle, saptırıcı ideolojilerle dolmaya başlar.
2- Sorumluluk duygusu dumura uğrar. Maddî müeyyideden başka bir müeyyide tanınmadığı için kişi son derece tehlikeli bir düzeye gelir.
3- Aile kavramı temelinden yıkılır. Baba kızıyla, kardeş kızkardeşiyle cinsel temasta bulunmakta bir sakınca görmez. Nitekim son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalara ve istatistiklere göre, medenî geçinen Belçikaʹda 12-13 yaşlarında doğum yapan kız çocuklarının sayısının sürʹatle arttığı ve ülkedeki kızlardan yüzde 22ʹsinin gayrimeşru cinsel ilişkide bulunduğu; Amerika’da ise bu oranın yüzde 50’nin üstüne çıktığı anlaşılmıştır. Yine aynı istatistiklere göre, Belçika’da 12-13 yaşlarında doğum yapan kız çocukların büyük kısmının, babalarından, dedelerinden veya erkek kardeşlerinden hamile kaldıkları tesbit edilmiştir. Son yıllarda öldürücü habîs bir hastalık olan AİDS’in çocuklar arasında da süratle yayılmasının sebebi gayet açıktır.
4- Gençlerin daha çok cinsel konularla ilgilenmesine yol açar. O yüzden cinsel sapıklık gemi azıya alır. Homoseksüeller çoğalır. Nitekim Batı ülkelerinde ve Amerika’da hem cinsel sapıklar, hem de homoseksüeller süratle artmaktadır.
5- Şehitlik-gazilik kavramları birer masal haline gelir. Vatan ve millet sevgisi gülünç sayılır. Böylece devletle millet arasındaki manevî bağlar kopar. Toplum arasında güven diye bir şey kalmaz.
6- Devlet malına el uzatmak, rüşvet verip almak yaygınlaşır ve meşru kabul edilir.. Vatandaşın devlete karşı güveni sarsılır.
7- Yardımlaşma, dayanışma, fakirleri koruma, sınıf farkını kaldırma bütünüyle felce uğrar. Ülke tam bir vurguncular diyarı görüntüsüne girer.
Bunun neticesi olarak büyük bir felâketin gelmesi artık mukadder olur.
Cenâb-ı Hak insanları böylesine bir başıboşluktan, sorumsuzluktan ve ahlâksızlıktan koruyup uzak tutmak için, peygamberler göndermiş ve kutsal kitaplar indirmiştir. O’nun en son mesajı olan Kur’ân, bütün bu felâketleri önleyecek, neslin kalp ve kafasına Allah sevgi ve korkusunu dolduracak, gönüllerine fazîlet ışığı tutacak, aileyi sağlam temeller üzerinde yükseltecek, gayrimeşru yolları kapatacak, insanlığın hayrına olan bütün kapıları açacak bir muhteva ve kudrettedir. Bugün Batıklar da az-çok bu gerçeğin farkına varmışlardır. Amerikaʹda İslâmiyet her geçen gün gelişmekte, aydın tabakayla diyalog kurmaktadır. Yakın gelecekte dünya milletlerinin çoğu, kurtuluşun Kur’ân’ın verdiği reçetede olduğunu anlayacaktır.
MEVCUT DÜZENİN BOZULMASI
Kıyâmet olayının meydana gelmesiyle mevcut düzen bozulup altüst olur. Ancak bu olayı doğuran sarsıntı öylesine ani ve şiddetli olacak ki, canlı olan her şey şaşıracak, ne yapacağını düşünemiyecek. Kur’ân ilgili âyetle bu müthiş olayın insanlar üzerindeki olumsuz tesirini üç madde halinde şöyle tasvîr etmektedir:
1- Emzikli kadın emzirdiği çocuğunu bırakıp terkeder.
2- Hamile olan kadınlar rahimlerindekini düşürürler.
3- İnsanlar sarhoş gibi kendilerini kaybedecek duruma gelirler.
Böyle bir olayı kimlerin göreceği, kimlerin ona şahit olacağı belli değildir. Ama mevcut düzenin bütünüyle bozulmasını gerçekleştirecek bu olayı meydana getiren Allahʹın ne kadar üstün bir kudrete sahip olduğu söz konusudur. Elbette Oʹndan korkmamız gerekmektedir. Çünkü koyduğu kanunlar, hazırladığı plân ve proğramlar aksamadan, şaşmadan hedefine doğru gitmektedir. Oʹnun plânına uyanlar mutlu olurlar, uymayanlar kendilerine haksızlık etmiş bulunurlar.
İşte önemli olan bu inanca sahip olmak ve hayatı bu doğrultuda düzen ve dengede tutmaktır.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, ömürlerini inkâr bataklığında, günlerini nefis otlağında geçirenler uyarıldı. Kıyâmet olayının çok şiddetli olacağı belirtilerek buna üç misal verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, inkâr fırtınasına tutulup şartlanan ateistlerin, ciddi bir bilgileri olmadığı halde Allahʹın varlığını red ve inkâr etmek için durmadan tartışıp durdukları ve her çağda buna devam edecekleri belirtiliyor. Bunların şeytan misali azılı kâfirlere uyduklarına, yönlendirici beyinlerinin ve merkezlerinin bulunduğuna dikkatler çekiliyor.
Böylece Allahʹa ve Âhiretʹe inanmayanların her devirde ortalığı bulandıracaklarına işâretle, müʹminlerin ona göre kendilerini geniş bilgilerle donatmaları ilham ediliyor.