MEÂLİ:
70- Dinlerini oyuncak ve eğlence edinenleri, dünya hayatının aldattığı kimseleri (kendi hallerine) bırak (da bocalayıp dursunlar). Ve Kurʹân ile şunu hatırlat ki, bir kimse kendi kazandığı ile kendini mahvetmeye görsün, (o takdirde) onun için Allahʹtan başka ne bir yakın dost, ne de bir şefaatçi vardır. Her türlü fidyeyi de verse kendisinden alınmaz.
Kazandıklarına karşılık mahvolanlar işte bunlardır! (Evet) bunlar için inkâr ettiklerine karşılık çok kaynar bir içki ve elem verici bir azâp vardır.
DİNİ OYUNCAK VE EĞLENCE EDİNENLER
«Dinlerini oyuncak ve eğlence edinenleri… (kendi hallerine) bırak (da bocalayıp dursunlar). »
Hak din, Allahʹtan indirildiği gibi korunmaz da bilgisiz ve ilgisiz ellere terkedilirse, ifrat ve tefrite gidilerek bir takım ilâveler, ya da noksanlıklar yapılır ve zamanla karmaşık bir görünüm alırsa; artık o, din olmaktan çıkar, insan aklına ve duygusuna göre, diğer bir deyimle insan mantığına göre bir oyuncak ve eğlence aracı durumuna düşer. Yahudîlerle Hıristiyanlar, dinlerini değiştire değiştire bu duruma getirmemişler midir?
Ne Musâ Peygamber, ne de İsâ Peygamber mâbetlere kanepe ve iskemle koymuştur. Ne İsâ Peygamber ayin yaparken şarap içmiş, ne başkasına içirmiştir; ne de resimlerin karşısına geçip istavroz çıkarmıştır. Kiliselere meleklerin, Meryem’in ve kendisinin boy boy resimlerinin konulmasını da emretmemiştir. Bütün bunlar Allah’ın indirdiği dini aslından uzaklaştırmak, insan mantığına uydurup yeni bir din şekli ortaya çıkarmaktan başkası değildir.
Hiçbir hak din, yani semavî din, mâbetlere resim ve heykellerin konulmasına, üç ilâh inancının ortaya çıkarılmasına, bu suretle Allahʹa ortak koşulmasına cevâz vermemiştir. Hıristiyanların kiliselerde yapageldikleri ibâdet ve ayinlerin İncil’de yerini gösterebilecek bir kahraman düşünemiyoruz.
Putperestlere gelince: Kendi elleriyle taşları, ağaçları yontup şekillendirmeleri, sonra da bunlara ilâh nazarıyla bakıp karşılarına geçerek tapınmaları daha gülünç ve daha eğlenceli değil midir?
Kur’ânʹda ilgili âyetle hem bunlara dikkatler çekiliyor, hem de Hak dinin kutsallığının indiği gibi korunması emrediliyor. Aynı zamanda müslümanların da kendi dinlerinin aslına bağlı kalmaları, fazlalık, noksanlık yapmamaları çok duyarlı biçimde hatırlatılıyor. Dini oyuncak ve eğlence haline getirenlerin toplum arasında yalnız bırakılmaları, o tiplerle dostluk ve arkadaşlık kurulmaması bir çare olarak öneriliyor.
Tarih boyunca İslâm dininde, Peygamber sünneti dışında ortaya çıkan Bâtınî, Bahaî, Kadiyanî ve benzeri sapık mezhepler ve tarikatlar, İslâmʹı temelinden tahribe yönelik değil midir? Bugün hâlâ İslâmî ilimlerde ciddi, seviyeli ve sistemli bir tahsîl görmemiş yarı cahillerin din adına neler ortaya attıklarını, ne herzeler savurduklarını görmüyor muyuz? Helâlı haram, haramı helâl sayanlar bile yarış halinde.. «Doğrudan İlâhî huzura girme imkânı varken, vuslat perdesi bize aralanmışken namaz ve benzeri ibâdetlere ne gerek var» diyerek din adına cinayet işliyen ve yeterince dinî kültür almamış saf Müslümanları ağlarına düşürenler, mürşit diye itibar görmüyorlar mı?
İşte Kur’ânʹın tabiriyle, bunlardır ki hem kendilerini, hem başkalarını mahvedenleri.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle dini oyuncak ve eğlence edenlerin kendilerini ve dolayısıyla başkalarını nasıl mahvettikleri açıklandı. Aşağıdaki âyetlerle, doğru yolu bulduktan sonra şeytana ve şeytan ruhlu nankörlere uyarak gerisin geri dönmenin ne büyük felâket olduğuna dikkatler çekiliyor. Kalbinde imân, ruhunda irfan, dilinde Rahman olan müʹminlerin doğru yoldan sapmalarının pek sözkonusu olmayacağı hatırlatılıyor. Sonra da insanı bu irfan düzeyinde tutacak üç temel sıfat açıklanıyor.