Fetih Suresi 4-7. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

هُوَ الَّذِي اَنْزَلَ السَّكِينَةَ فِي قُلُوبِ الْمُؤْمِنِينَ لِيَزْدَادُوا اِيمَانًا مَعَ اِيمَانِهِمْ وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ عَلِيمًا حَكِيمًا لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَيُكَفِّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَكَانَ ذٰلِكَ عِنْدَ اللّٰهِ فَوْزًا عَظِيمًا وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّٓانِّينَ بِاللّٰهِ ظَنَّ السَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَغَضِبَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَاءَتْ مَصِيرًا وَلِلّٰهِ جُنُودُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ عَزِيزًا حَكِيمًا

7.

O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet İşleri

5.

Bütün bunlar Allah'ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır.

6.

Bir de, Allah'ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

7.

Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

4- İmânlarıyla birlikte kat kat imân artırsınlar diye Allah, müʹminlerin kalplerine güven ve sükûnet indirdi. Göklerin ve yerin orduları Al­lahʹındır. Allah hep bilendir ve hikmet sâhibidir.

5- (Bu da) Allahʹın, mü’min erkeklerle, müʹmin kadınları, altların­dan ırmaklar akan içinde devamlı kalacakları Cennetʹe sokması, günah ve kusurlarını örtüp bağışlaması içindir. Bu, Allah yanında büyük bir kurtuluş ve başarıdır.

6- Hem de Allah hakkında kötü zanda bulunan ikiyüzlü dönek erkek­leri ve kadınları; Allahʹa ortak koşan erkek ve kadınları azaba uğratması içindir. Çevirdikleri o kötü zan başlarına dönsün! Allah onlara gazap et­miş, onları lânetlemiştir. Ayrıca onlara Cehennem’i hazırlamıştır. Orası ne kötü varış yeridir.

7- Göklerin ve yerin orduları Allahʹındır. Allah çok güçlüdür, çok üstündür ve yegâne hikmet sâhibidir.

PARLAK ZAFERİN İLK MÜJDESİ

«İmânlarıyla bir­likte kat kat imân artırsınlar diye Allah, müʹminlerin kalplerine güven ve sükûnet indirdi.. »

Hudeybiye olayı, bütünüyle hisleri tahrîk eder mahiyetteydi. Müşrik­lerin kin ve nefretleri her cümlede kendini açığa vuruyor ve neredeyse bir çatışma kaçınılmaz oluyordu. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizʹin yüksek şah­siyeti, olayların neticesine nüfuz eden basireti her vesileyle yatıştırıcı rol oynuyor, kimsenin bir çılgınlıkta bulunmasına fırsat vermiyordu.

Zira Cenâb-ı Hak, İslâm’a geniş bir zafer yolunu açacak ve bu istika­mette sebepleri oluşturacaktı. Hudeybiye o sebeplerin önemli bir kısmını kendinde taşıyordu. O bakımdan bütün tahriklere rağmen Allah mü’minlerin kalplerine yatışkanlık, vakar ve sükûnet havasını estirdi; temkinli ha­reket etmelerini sağladı. Şüphesiz bu gelişmeler, büyük zaferin müjdecisi ve habercisi idi. Bundan sonradır ki, Mekke’nin fethi kolaylaşmış, Arap Yarımadası son dinin izzet ve şeref sancağı altında toplanmayı kabul etme çizgisine gelip baş eğmiştir.

ALLAHʹIN ASKERLERİ

«Göklerin ve yerin orduları Al­lahʹındır. Allah hep bilendir ve hikmet sâhibidir. »

Bu, anlatım hem dördüncü, hem de yedinci âyette az farkla tekrar­lanmaktadır. Birinci anlatımda Allahʹın «Alîm ve Hakîm» sıfatları, ikinci anlatımda «Azîz ve Hakîm» sıfatları kullanılmakta ve çok plânlı bir döne­min başladığı haber verilmektedir. Şöyle ki: Hudeybiye anlaşmasının dış görünüşü pek iç açıcı görünmüyordu. O bakımdan mü’minlerden bir kısmı ister istemez bunu bir onur meselesi gibi düşünüyordu. Cenâb-ı Hak ise, gerçeğin hiç de onların düşündüğü gibi olmadığına işâretle, bu olayın za­fere açılan bir pencere hikmetini taşıdığını haber vermekte ve kendisinin mutlak anlamda «Alîm ve Hakîm» olduğunu hatırlatmaktadır. Alîm’dir, her şeyin iç yüzünü, sebep ve sonuçlarını çok iyi bilir. Hakîm’dir, her şeyi hak­tan yana denge ve düzende tutan, adâlet ölçülerine göre hükmünü yürü­tendir.

Büyük kurtuluş ve üstün başarı İlâhî takdir iledir. O, mü’minleri kur­tuluşa erdirirken, inkârcı sapıkları, ikiyüzlü dönekleri de ta’zîb edecek, sal­tanatlarını baş aşağı getirecektir. Çünkü göklerin ve yerin görünmeyen orduları Oʹnundur. Sayısı belirsiz melekler aralıksız Hakkʹın emirlerini ye­rine getirmekte ve her an buyruğuna hazır beklemektedirler. O bakımdan mutlu sonuç, mutlaka haktan yana olan müʹminler lehine tecelli eder. Zira Allah Azîzʹdir; üstün güç ve kudret O’na mahsustur; dilediğini azîz, şerefli ve üstün kılar, dilediğini rezil edip hüsrâna uğratır. Aynı zamanda Hakîm’dir, her işi mutlaka ölçülü, hesaplı, plânlı ve proğramlıdır.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, sıkıntıların, savaş ve zaferlerin, hattâ yenilgiye uğramanın mü’minlerin sadece imânını artıracağına değinildi ve böylece köklü, sağlam imânın en şiddetli ve tehlikeli olayları göğüsleyecek kudret­te bulunduğuna işârette bulunuldu. Sonra da Cenâb-ı Hakk’ın, insanların çoğunun anlayamadığı, bilmediği ordulara sâhip olduğu açıklanarak, Hak’­tan yana olanların er-geç zafere erişeceği müjdelendi.

Aşağıdaki âyetlerle, Hz. Peygamber’in (A. S. ) üç önemli vasfı üzerinde durularak, müʹminlerin öyle bir peygambere kavuşmaları sebebiyle Hakk’a saygıyla yönelip tesbîhte bulunmaları isteniliyor. Hz. Peygamberʹe bey’at edenler övülürken, Hudeybiye seferinde Ona arkadaşlık etmiyenler yeriliyor.