Nahl Suresi 65-67. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَاللّٰهُ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ وَاِنَّ لَكُمْ فِي الْاَنْعَامِ لَعِبْرَةً نُسْقِيكُمْ مِمَّا فِي بُطُونِهِ مِنْ بَيْنِ فَرْثٍ وَدَمٍ لَبَنًا خَالِصًا سَائِغًا لِلشَّارِبِينَ وَمِنْ ثَمَرَاتِ النَّخِيلِ وَالْاَعْنَابِ تَتَّخِذُونَ مِنْهُ سَكَرًا وَرِزْقًا حَسَنًا اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

67.

Allah, gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.

Diyanet İşleri

66.

Şüphesiz (sağmal) hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır. Onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından (süzülen) içenlere halis ve içimi kolay süt içiriyoruz.

67.

Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden hem içki, hem de güzel bir rızık edinirsiniz. Elbette bunda aklını kullanan bir toplum için bir ibret vardır.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

65- Allah gökten su indirdi de, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda kulak verip dinleyen bir millet için âyet (belge, ib­ret ve öğüt) vardır.

66- Doğrusu sizin için davarlarda da ibret vardır: Size onların kar­nındaki ters ile kan arasında (oluşan) hâlis, içenlerin boğazından rahat­lıkla geçen süt içiriyoruz.

67- Hurma ağaçlarının meyvalarından ve üzümlerden sarhoşluk ve­ren içki ve güzel rızık edinirsiniz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir mil­let için ibret, öğüt ve belge vardır.

KURʹÂNʹIN YAĞMURA BENZETİLMESİ

«Allah gökten su indirdi de, onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. »

Yeryüzü güneşin tesiriyle kurur, yeşermiş olan bitkiler ölür. Tohumları ve kökleri uyku dönemine girer. Bahar gelip toprak ısınmaya başlayınca yağmur yağıp toprağı kabartarak harekete geçirir, derken bitkiler yeniden filizlenip çıkar.

İnsanların kalpleri de böyledir. Uzun bir süre peygamber ve kitaptan uzak, ya da mahrum bırakılınca, katılaşıp rahmet ve fazîlet adına bir şey yetiştirmez olur. Nitekim İsa Peygamber (A. S. ) ile Resûlüllâh (A. S. ) Efen­dimiz arasında geçen altı asırlık fetret döneminde milletlerin kalpleri iyice katılaşmış, İlâhî feyizden uzak kalıp rahmet ve fazîlet yetiştirmeyen kup­kuru bir toprak halini almışlardı. Kurʹân-ı Kerîm nisan yağmuru misali par­ça parça, âyet âyet inmeğe başlayınca, o kalpleri harekete geçirmeğe baş­ladı; derken müsait olanları, feyiz ve rahmeti alma inâyetine eriştiler.

Böylece Kur’ân, önce en katı ve en sapık bir millet olan Arapları dal­dıkları gaflet uykusundan uyandırdı, ölgün kalplerini harekete geçirerek onlara yepyeni bir hayat verdi. Hz. Muhammedʹin (A. S. ) İlâhî beyân doğ­rultusunda verdiği ruh, enerji, aksiyon ile çeyrek asır geçmeden Araplar dünyanın en güçlü ve en hatırı sayılır devleti haline geldiler. En vahşi bir millet dünyanın en medenî insanları oldular ve bununla da kalmayarak me­deniyetin temelini attılar, ilme ve irfana büyük hizmetlerde bulundular.

Bütün bunlar neyi öğütlemektedir?

Kardeşlik, güzel ahlâk, insan haklarını koruma, sınıf farkını kaldırma, birleşip cemaatleşme şuuruna erişme gibi hayatî önemi olan değerlerini kaybeden ve ülkelerini vurguncular, şehvetperestler yurdu haline sokan bir millet, yeniden dirilip kendine gelebilmesi ve varlığını koruyup ayak­ta tutabilmesi için Kur’ân’ın rahmet yağmuruna mutlak anlamda muhtaçtır.

Günümüzde Kur’ân kültür ve irfanına arkasını dönmüş maddecilerin ekonomik güçleri ve savaş üstünlükleri kimseleri aldatmasın. Temelinde Allahsızlık, ahlâksızlık ve zulüm bulunan bu güçlerin yakın gelecekte başaşağı gelip satvetlerini kaybedecekleri beklenebilir. Meğer ki, dönüş ya­pıp maddeyle mâna, dünya ile âhiret arasında denge kuracak yeni bir dü­zen kursunlar..

ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLMEMİZİ ANLATAN AÇIK BİR MİSAL

«Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda kulak verip dinleyen bir millet için âyet (belge, ibret ve öğüt) vardır. »

Yeşerdikten bir süre sonra sararıp dökülen, sonra da çer-çöp haline gelip toprağa karışarak belirsiz hale gelen bitkilerin, üzerlerinden belli bir dönem geçtikten sonra yağan yağmurla harekete geçip yeniden filizlene­rek çıkmasıyla, kıyâmet gününde insanların yağan rahmet ve hilkat yağ­muruyla yeniden vücut bulup hayata dönmeleri arasında büyük bir ben­zerlik söz konusudur. Bitkiler hakkında hazırladığı plân gereği periyodik olarak öldürme ve diriltme nasıl sürüp devam ediyorsa, insanları da öl­dürdükten sonra yine plân gereği diriltip kaldırmasında şüphe yoktur. Zi­ra misaller gözler önünde durmakta, her yıl bunun en açık örneklerini gör­mekteyiz. Bir tohumu ölü devresinden sonra hayata çevirip yeşertmek ne ise, bir insanı da ölümünden sonra diriltmek odur. Biri daha zor, diğeri da­ha kolay diye bir farklılık yoktur. Ona kudreti yeten Allahʹın, buna da kud­reti yeter. Önemli olan hayatın bütün özelliklerini, türün bütün hususiyet­lerini gen denilen harikaya nakşeden ve bunu tedrici bir yöntemle gelişti­rip hüviyetine kavuşturan Allah’ın kudretinin ne kadar büyük ve sınırsız olduğunu bilip anlamaktır. İman gözüyle bu harikayı görüp anladığımız za­man, ölülerin diriltilme olayı çok basit ve önemsiz kalır.