MEÂLİ:
67- Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni teblîğ et. Eğer etmezsen, (Rabbin sana verdiği) peygamberliği teblîğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur ve şüphesiz ki Allah kâfirleri amaçlarına eriştirmez.
İNİŞ SEBEBİ
Allah, risâlet göreviyle Hz. Muhammed’i (A. S. ) görevlendirdiğinde, Oyalnızlığın havası içinde sıkıldı ve bir yandan da çevresinin onu yalanlamasından üzülmeğe başladı. Bir taraftan da Yahudîlerin, Hıristiyanların ve Kureyş kabilesinin tehdidinden endişe duyuyordu. Bunun üzerine yukarıdaki âyet indi. (Esbâb-ı Nüzûl / Nisâburî - Lübabü’t-Te’vîl / Alâeddin Ali)
Diğer bir rivâyet:
Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bir gece uyuyamadı. Kendisine bunun sebebi sorulduğunda, «Beni bu gece gözetip muhafızlığımı yapacak salih bir adam yok mudur? » diye sebebini ve arzusunu açıkladı. Çok geçmeden kılıç sesi işitildi, derken ashabdan Sa’d b. Ebî Vakkas ile Hz. Huzeyfe (R. A. ) çıkageldiler ve: «Ey Allah’ın Peygamberi! sizi korumaya geldik», dediler. Az sonra Resûlüllah’ın (A. S. ) derin nefes alıp verdiği duyuldu; bu sırada sözü edilen âyet indi. Allah Resûlü deriden ma’mul çadırdan başını çıkarıp muhafızlara: «Ey insanlar! artık ayrılıp gidebilirsiniz. Allah beni insanlardan korumaktadır, » buyurdu. (Ahmed bin Hanbel - Tirmizî - İbn Cerîr Taberî)
İLGİLİ HADÎSLER
Vedâ Haccında Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz ashabına şöyle buyurdu: «Doğrusu siz benden sorumlusunuz. Bu hususta ne dersiniz? » Onlar da, «Senin teblîğ görevini yerine getirdiğine, nasihatta bulunduğuna şehadet ederiz. » diye cevap verdiklerinde, Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz parmağını göğe doğru kaldırıp, «Allahım! risâleti teblîğ ettim mi? » diyerek Allah’ı şahit tuttu. (Sahih-i Müslim: Câbir bin Abdullah (R. A. )dan)
Hz. Âişe (R. A. ) Vâlidemiz diyor ki:
«Kim Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizin kendine inen vahiyden bir şey gizleyip onu insanlara teblîğ etmediğini iddia ederse, Allah’ına karşı en büyük iftirada bulunmuş olur. Çünkü Allah, «Ey Peygamber! sana indirileni teblîğ et.. » diye emretmiştir. Eğer Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz inen vahiyden bir şey gizliyecek olsaydı, herhalde Zeynep olayını gizlerdi. » (Mefatihü’l-Gayb / Fahrüddîn Râzî 3/635)
İKİ KARŞIT AMAÇ
İki karşıt amaçtan kasdımız, yarış halinde olan imanla küfrün kendi hedeflerine ulaşması söz konusudur. Şöyle ki: İmânın gereğine göre amel edip Allah adı daha yüce olsun diye, cesaretli, şuurlu, planlı ve sürekli faaliyet göstermek farzdır. Mü’minler imkân ve irâdelerini bu doğrultuda azim ve sebatla kullanırlarsa, tecelli edecek İlâhî inâyetle amaçlarına erişirler. Aksi halde küfür, amacına erişme şansına sahip olur.
Çünkü bu iki karşıt amacın birden ve aynı ölçüde gerçekleşmesi mümkün değildir. Bunlar bir bakıma ters orantılıdırlar: İmân cephesi belirtilen ölçüde amacına yaklaştığı oranda küfür cephesi geriler. Biz bunu bir KONVEKSİYON AKIMA benzetebiliriz: Sıvı bir madde ısıtıldığında yayılıp daha az yoğun hale gelir. Bu sebepten bir sıvı ya da gazın en sıcak kısmı geri kalan kısmından daha az yoğundur ve yukarı çıkar. Aynı zamanda sıvının daha yoğun kitleleri de onun yerini almak için dibe çöker.
İşte ilgili âyetle buna işâret ediliyor: «Allah seni insanlardan korur. » Çünkü Resûlüllah’ın (A. S. ) bütün imkân ve enerjisi Allah yolunda faaliyet halinde idi. «Ve şüphesiz ki Allah kâfirleri amaçlarına eriştirmez. » Çünkü imân cephesi aktivitesini bilinçli ve plânlı kullanarak üste çıkmıştır. Bu durumda hem imân, hem küfür kitlesinin birden üste çıkması düşünülemez.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle Peygamber (A. S. )ın ve Onun yolunda olan mürşitlerin görevi açıklandı. Aşağıdaki âyetlerle, Kitap Ehline seslenilerek Hakkʹa uzanan yolun ölçü ve anlamı belirtiliyor. Gerçek anlamda dindar olmanın, Allahʹtan indirilen kitaplarla dosdoğru amel etmekle mümkün olacağı hatırlatılıyor.
İsrâiloğullarıʹnın zaman zaman bu ölçüyü kaybettikleri, çok yanlış bir yola girip peygamberleri katlettikleri, bu yüzden kendileri adına büyük fitnelere sebebiyet verdikleri açıklanıyor. Yaşamakta olan kuşakların geçmişten ibret almaları çok duyarlı biçimde kalb ve kafalara işleniyor.