MEÂLİ:
54- Kral, «Yusufʹu bana getirin, onu kendime özel bir müşâvir edineyim» dedi. Ne vakit ki, onunla konuştu, dedi ki: «Bugün senin bizim yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir makamın vardır! »
55- Yusuf ona: «Beni Mısır hazineleri üzerine görevlendir; çünkü ben hem çok iyi bir koruyucuyum, hem de (yerli yerince harcamasını) iyi bilenim» dedi.
56- İşte böylece biz Yusufʹu (Mısır) ülkesine yerleştirip, onu şerefli itibarlı kıldık; (o kadar ki) orada dilediği yerde oturabiliyordu. (Böylece) rahmetimizi dilediğimiz kimselere nasip ederiz ve iyilerin mükâfatını zayi etmeyiz.
57- Âhiret mükâfatı ise, îmân edip takvâ üzere bulunan (Allahʹtan saygı ile korkup fenalıklardan sakınan)lar için daha hayırlıdır.
İLGİLİ HADÎS
«Allah, kardeşim Yusuf’a rahmet eylesin. Eğer, «Beni Mısır ülkesindeki hazineler üzerine görevlendir» demeseydi, yine de o anda kendisine görev verilecekti. Ama bu yüzden o bir yıl geciktirildi. » (Bağavî: Sa’lebî’ye isnad ederek nakletmiştir - Kurtubî: 19/213)
YUSUF PEYGAMBER, ZİNDANDAN ÇIKARKEN
Karşısına çıkan engelleri, Allah’a dayanıp güvenerek bir bir aşan, uğratıldığı çetin sınavlarda başarılı olan Hz. Yusuf, yukarıda da değindiğimiz gibi, bunun karşılığı olarak dünyada da önemli bir makam ve şerefe eriştirilmiş, âhirette de kendisine sonsuz saadetler hazırlanmıştır.
Alâeddin Ali’nin Lübabu’t-te’vîl adlı tefsirinde, Yusuf Peygamberin zindandan çıkış ve arkadaşlarına veda ediş safhası anlatılırken, arkadaşlarına hitapla çok anlamlı ve duygulandırıcı bir konuşma yaptığından ve sonra da zindanın kapısına şu sözleri yazdığından bahsedilir:
«Burası, belâya uğrayanların evi, dirilerin kabri, düşmanların sevincinden doğan kuru gürültülerin aksettiği bir vadi ve dostları deneme gurbetidir. »
Sonra da abdest alıp öylece kralın kapısına gelmiş, içeri girmeden şu duâyı yapmıştır: «Allahım! Senin hayrınla kralın hayrını diliyorum ve ondan da, başkalarının kötülüklerinden de senin izzet ve kudretine sığınıyorum. » (Lübabu’t-te’vîl: 3/25 - Mefatihü’l-Gayb: İlgili âyetin tefsiri)
Diğer bir rivâyette ise, şu sözleri söylemiştir: «Dünyama bedel Rabbim bana yeter, halka karşı Rabbim bana yeter. Rabbim! Senin komşuluğun azizdir, övgün çok yücedir; senden başka ilâh yoktur. »
YUSUFʹUN (A. S. ) KRALLA GÖRÜŞMESİ
«Kral, Yusuf’u bana getirin, onu kendime özel bir müşavir edineyim, dedi. »
Mısır kralı, ismi, şöhreti, soyu, sadakati, doğruluğu, bilgi ve görgüsü; iffet ve namusu hakkında yeterli bilgi edinip çok şeyler işittiği Yusuf Peygamberle görüşme arzusunu izhar etti. Şüphesiz ki, Yusufʹun yüksek şahsiyeti, lehindeki övgü ve senaların çok üstünde bulunuyordu. Kral ondaki bu cevheri görmekte gecikmedi ve böylece onu ülke idaresinde en önemli makama oturttu, kendine özel müşavir yaptı.
Unutmayalım ki, Yusuf (A. S. ), aleyhine ve lehine cereyan eden olayların hepsini yüksek irâde ve idrâkiyle, sarsılmayan imân ve irfaniyle karşılayıp yalnız Allah’ın rızasını dilerken, Cenâb-ı Hak sebepler zincirinin halkalarını birbirine bağlayıp onu bu düzeye getirmiştir. O halde kuvvet ve kudretin, başarı ve iyi sonuçların kaynağı Allahʹtır ve hepsi de Oʹna aittir. O, bir şeyi murat edince, sebeplerini hazırlar, yolları açıp kolaylaştırır, kalplere en doğru olanı ilhâm eder ve öylece kulunu dilediği cihete çevirir. Sonra da ikramda bulunduğu kullarının imân, sâlih amel, takva ve faziletlerine göre âhiret mükâfatı hazırlar.
EHİL KİŞİLERİN GÖREV İSTEMESİ
«Yusuf ona: Beni Mısır hazineleri üzerine görevlendir; çünkü ben hem çok iyi bir koruyucuyum, hem de (yerli yerince harcamasını) iyi bilirim, dedi. »
Hükümdarın güvenini kazanan ve kendi yetkisini, idare etme basiretini, umum yararını kişisel çıkarına tercîh etmeyi çok iyi bilen dürüst kimsenin, başarılı olabileceği bir makam veya görevi istemesinde bir sakınca yoktur; bilakis ülke yararına çok faydalar söz konusudur. Ancak Resûlüllâh (A. S. ) sıradan kişilerin önemli makamlara getirilmemesi için şöyle buyurmuştur: «Doğrusu biz işlerimizin başına istekli olanı getirip görevlendirmeyiz. » (Buhari-Müslim-Ebû Dâvud-Nesâî-Ahmed)
Diğer bir husus ta şudur: Mısır krallarına genellikle fir’avn denildiği halde, Yusuf Peygamber dönemindekine melik denilmesi, onun Kıbt soyundan olmadığına işârettir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Yusuf (A. S. ) hakkında çok şeyler dinleyen Mısır kralının onu huzuruna davet etmesi ve özel ilgi duyması konu edildi. Sonra da Yusufʹun (A. S. ), kralın tam güvenine lâyık görüldüğünü anlayınca ülkede söz sâhibi olacak bir mevkiye atanmasını istemesi üzerinde durularak birtakım ölçüler ve bilgiler verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, böylece Yusuf’un (A. S. ) hem dünyada, hem de âhirette aziz kılındığına yer verilerek, Allahʹın salih amel işleyip takva üzere yaşayan mü’minlerden yana olduğuna işâret ediliyor. Sonra da, Kenan ülkesinde baş gösteren kıtlık sebebiyle Mısır’a zahire satın almaya gelen Yusuf Peygamberʹin kardeşlerinden ve aralarında geçen birkaç önemli safhadan ve olaydan bahsediliyor.