Al-i İmran Suresi 49-51. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَرَسُولًا اِلٰى بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ اَنِّي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ اَنِّٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطِّينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِي بُيُوتِكُمْ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ وَمُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَلِاُحِلَّ لَكُمْ بَعْضَ الَّذِي حُرِّمَ عَلَيْكُمْ وَجِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ اِنَّ اللّٰهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ

51.

Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah'ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü'minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır."

Diyanet İşleri

50.

"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

51.

"Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur."

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

49- (Allah onu) İsrâil oğullarına bir peygamber olarak gönderiyor. (Görevi yerine getirme çağına gelince de İsâ onlara şöyle diyor): «Şüp­hesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (açık bir belge, belirgin bir muʹcize) getirdim: Size gerçekten kuş biçiminde çamurdan bir şey meydana geti­ririm de içine üflerim, Allah’ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü, alatenliyi iyi ederim. Ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber verebilirim. Eğer inanan kimselerseniz bunda size el­bette açık alâmet ve ibret alınacak belge vardır.

50- Önümdeki Tevrat’ı doğrulayarak, size harâm kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim ve Rabbiniz tarafından size bir muʹcize getirdim. Artık Allahʹtan korkun da bana uyun.

51- Şüphesiz ki Allah benim de, sizin de Rabbinizdir; artık O’na kul­luk edin. Doğru yol da budur. »

İSA PEYGAMBER, MUSA PEYGAMBERİN ŞERİATI ÜZERE BULUNUYORDU

«Size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için geldim... »

İsâ Peygamber kendi başına bir şeriatle gönderilmemiştir. Zaten Musâ Peygamberden sonra gönderilen peygamberlerin hemen hepsi -Resûlüllah (A. S. ) Efendimiz müstesnâ- Tevrat ile amel ediyor, ondaki ilâhî buy­rukları teblîğe çalışıyorlardı. Ne var ki, İsâ Peygamber helâl ve haram, cezâ ve bağışlama konularında Tevratʹın ilgili hükümlerini değiştirir ölçü ve anlamda bazı yenilikleri de teblîğ ile görevlendirilmişti. Nitekim İncil’de de bu konuya değinilerek şu belgeler açıklanıyor.

İsa dedi ki:

«Sanmayın ki ben şeriatı yahut peygamberleri yıkmağa geldim; ben yıkmağa değil, fakat tamam etmeğe geldim. » (Matta: 5/18)

«İşittiniz ki, eski zaman adamlarına denildi: «Katletmiyeceksin (adam öldürmüyeceksin) ve kim öldürürse hükme müstehak olacaktır. » Fakat ben size derim: «Kardeşine kızan her adam hükme müstehak olacaktır. » (Matta: 5/21)

«Zina etmiyeceksin, denildiğini işittiniz. Fakat ben size derim: «Bir kadına şehvetle bakan her adam zaten yüreğinde onunla zina etmiştir. » (Matta: 5/27-28) Ve eğer sağ gözün sürçmesine sebep oluyorsa onu çıkar ve kendinden at. Çünkü senin için azandan birinin yok olması, bütün bedenin Cehenneme atılmasından iyidir. » (Matta: 5/29)

«Kim karısını boşarsa, ona boş kâğıdını versin» denilmiştir. Fakat ben size derim ki, zinadan başka bir sebeple karısını boşayan adam onu zâniye eder ve kim boşanmış kadınla evlenirse zinâ eder. » (Matta: 5/32)

«Yalan yere and etmiyeceksin ve andlarını Rabbe ödiyeceksin» de­nildiğini işittiniz. Fakat ben size derim: «Hiç and etmeyin. » (Matta: 5/33)

«Göz yerine göz, diş yerine diş (kısas edilir)» denildiğini işittiniz. Fa­kat ben size derim: «Kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vu­rursa ona ötekini de çevir. » (Matta: 5/40)

«Sen komşunu sevecek ve düşmanından nefret edeceksin» denildi­ğini işittiniz. Fakat ben size derim: «Düşmanlarınızı da sevin ve size ezâ edenler için duâ edin. » (Matta: 5/43-44)

Bütün bunlar Hz. İsâ’nın yeni getirdiği hükümler ve ahlâkî kurallardır ki Tevrat’ta bunlarla ilgili hükümlerin özeti verilmekte, Incil’deki yeni hü­küm açıklanmaktadır. Konumuzu oluşturan âyette bilhassa bu hususa işâ­ret edilmektedir.

İSA PEYGAMBERİN GÖSTERDİĞİ MU’CİZELER

«Şüphesiz ki ben size Rabbınızdan bir âyet getirdim.. »

Kur’ân’ın açık anlatımından İsâ Peygamber’in hem maddeci Yahudi­lerin yüzünü Allah’a ve âhiret gününe döndürmek, hem kendi çağındaki tabiblerin, hekimlerin ve ilim adamlarının yapamıyacağı şeyleri ortaya ko­yup peygamberliğini kanıtlamak için beş büyük mu’cizeyle meydana çık­mıştı:

1. Çamurdan kuş biçiminde bir hayvan yapıp üflemek suretiyle onu diriltmek,

Bu, daha çok ilk insan Âdem (A. S. )in kevnî sebep ve kanunlar dışın­da yaratıldığını hem hatırlatıyor, hem de isbatına kapı açıyordu.

2. Doğuştan körleri, alatenlileri iyi etmek,

Bu, tabibleri, ilim adamlarını Allahʹın yüce kudretine çekip inandır­maya yönelik bulunuyordu.

3. Ölüleri diriltmek,

Âhireti unutan, öldükten sonra tekrar dirileceğine inanmıyanlara Al­lah’ın kudretinin buna yettiğini göstermek, va’dinin mutlaka yerine gele­ceğine inandırmak için akıllara durgunluk vermeği noktalıyordu.

4. Çevresindeki insanların evlerinde ne yediklerini ve neler biriktir­diklerini haber vermek

Bu, daha çok Allah’ın gizli açık ne varsa her şeyi gereği gibi bildiğini hatırlatmak ve insanları nefs muhasebesine sevketmek, vicdanlarını arın­dırıp geliştirmelerini, içlerini kinden, düşmanlıktan temiz tutmalarını sağ­lamak içindi.

5. Gökten mâide (çeşitli ni’metler taşıyan sofra) inmesini gerçekleş­tirmek..

Bu, daha çok Cennet ve Cehennemin hak ve var olduğunu, Allah’ın geniş mülkünde sayısız ni’metler bulunduğunu, inanmıyanlar için de elem verici azâbın beklediğini belgeliyordu. (Bu mu’cize Mâide sûresinde açıklanmıştır. Âyet: 114)

NEDEN KÖRLER VE ALATENLİLER?

«Anadan doğma körü, alatenliyi iyi ederim. »

Bu konuda hatıra gelen ilk şey, o devirde Kudüs ve çevresinde bu iki hastalığın çok yaygın olması, ülke tabiblerinin bunları iyi etmekten âciz kaldıklarıdır.

Gerek anadan doğma körlüğün, gerekse sonradan meydana gelen bir takım arazlar nedeniyle gözleri kaybetmenin birçok nedenleri vardır. İsâ Peygamber o devirde tedavisi mümkün olmayan körlükleri elini dokundurmak suretiyle iyileştiriyordu. Alatenli hastalığına gelince, daha çok halk arasında yazın bazı saatlerinde esen Samyelinin ıslak bedende mey­dana getirdiği lekeler olarak bilinir.

Yorumlar - Rivâyetler:

E k m e h:

a) Gündüz görüp gece görmeyen,

b) Gece görüp gündüz görmeyen,

c) Doğuştan kör olan,

d) Sonradan bir araz nedeniyle görme duyusunu kaybeden.

Abras:

«Alatenli» diye çevirisini yaptığımız abrasın frenkcesi «Vitiligo»dur.

Bu sedef hastalığı dışında bedenin muhtelif yerlerinde arız olan be­yaz plakalar şeklinde ortaya çıkar.

Tıpta hastalığın asıl sebebi bilinmediği için buna psikosomatik deni­liyor; yani hastalıkların doğuşunda ruhla beden arasındaki ilgileri konu yapan ve beden hastalıklarını meydana getiren ruh faktörlerini bulmak konusuyla ilgilidir.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Geçen âyetlerle İsâ Peygamberin İsrâiloğullarıʹna gönderilen bir Re­sûl olduğu ve birkaç mu’cizeyle ortaya çıktığı; esasen dünyaya gelmesi­nin bile olağanüstü bir durum arzettiği, buna rağmen dünya saltanatının câzibesine takılan Yahudîler üzerinde o gün fazla etkili olmadığı anlatıldı.

Aşağıdaki âyetlerle, Yahudilerin İsâ Peygamberi öldürmek için bir­takım hilelere başvurdukları, bunu iyice hisseden İsâ Peygamber’in içi do­lu daneyle, içi boş daneyi birbirinden ayırt etmeğe yöneldiği, böylece ken­dinden sonra kimin ne olduğunun iyi bilinmesini sağladığı anlatılıyor.