MEÂLİ:
49- Görmedin mi, şu kendilerini temize çıkaranları? Ama Allah, dilediğini temize çıkarır ve hurma çekirdeğindeki ince lif kadar olsun haksızlığa uğramazlar.
50- Bak, Allahʹa karşı nasıl yalan uyduruyorlar! Açık günah olarak bu yeter.
51- Şu kendilerine kitaptan az-çok bir pay verilenleri görmedin mi? Cibt ve Tâğût (put ve benzeri bâtıl tanrılar)a inanıyorlar ve inkârcılar için de, «Bunlar şu imân eden (Müslüman müʹmin)lerden yolca daha doğrudurlar! » diyorlar.
52- İşte bunlar, Allahʹın lânetlediği kimselerdir. Allah kimi lânetlerse artık ona bir yardımcı bulamazsın.
İNİŞ SEBEBİ
Kelbî diyor ki:
«Yahudilerden birkaç kişi beraberlerinde çocukları bulunduğu halde Peygamber (A. S. ) Efendimize geldiler ve «Ya Muhammed! şu bizim çocuklarımızın bir günahı var mı? » diye sordular. Efendimiz (A. S. ) de «Hayır... » diye cevap verince onlar: «İnandığımıza yemin ederiz ki bizler de bu çocuklar gibiyiz; gündüzleyin günah işlersek geceleyin, geceleyin günah işlersek gündüzleyin bizden bağışlanıp temizlenir. » diyerek kendilerini temize çıkarmaya çalıştılar. Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. » (Esbâb-ı Nüzul/Nisaburî - Lübabü’t-Te’vîl - İbn Cerîr)
Diğer Bir Rivâyet:
Yahudi ileri gelenlerinden bir grup, Mekkelileri Hazret-i Peygamber aleyhine kışkırtıp biraraya getirmek için Mekke’ye gitmişti. Mekkeliler onlara: «Siz kitap ehlisiniz, az-çok bilirsiniz. Bizle Muhammed hakkında ne dersiniz? » Yahudîler zaten böyle bir soru bekliyorlardı, «siz ne yaparsınız, Muhammed ne yapar? » diye bir soru tevcih ettiler. Onlar da: «Bizler gelen Hacılara deve boğazlar, onlara süt ve su takdim eder, akrabamızla ilgi kurar, misafirlere ikram ederiz. Bizim dinimiz eski ve köklü, Muhammed’in dini yeni.. » diye cevap verdiler. Yahudîler, «o halde yolca siz Muhammed’den daha doğrusunuzdur!. » diyerek görüşlerini ortaya koydular. Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Esbâb-ı Nüzul/Nisaburî - Lübabü’t-Te’vîl - İbn Cerîr)
İLGİLİ HADÎSLER
«Övgü yağdıran dalkavukların yüzüne toprak saçın!. » (Müslim: Mikdad bin Esved el-Kindî (R. A. )den)
Bir adam diğer birini övüp duruyordu. Peygamber (A. S. ) Efendimiz ona: «Yazıklar olsun sana! Arkadaşının boynunu koparıverdin.. Sizden biriniz arkadaşını övmek istediğinde, öyle sanıyorum, desin. Allahʹa karşı hiç kimseyi temize çıkarmayın. » (Buharî-Müslim: Ebu Bekre (R. A. )den)
«Allah kimin hakkında hayır dilerse onu dinde anlayışlı ve bilgili kılar. Hem doğrusu şu mal tatlı ve çekicidir; kim hak ölçüleri içinde ondan alırsa kendisine mübarek olur!. Bir de sakın övgü yağdırıp dalkavukluk yapmayın; çünkü böyle yapmak, övüleni boğazlamak demektir. » (Ahmed bin Hanbel)
«Övgü yağdırmaktan sakının; çünkü bu boğazlamak sayılır. » (İbn Mâce)
AŞAĞILIK DUYGUSU VE TEMİZE ÇIKMAYA ÇALIŞMAK
«Görmedin mi, şu kendilerini temize çıkaranları? »
İslâm güneşi bütün parlaklığıyla Arap Yarımadasında yükselip dünyayı aydınlatmaya başlayınca, ötedenberi Yahudilerin beklediği kurtarıcı MESİH inancı, Hıristiyanların beklediği kurtarıcı AZİZ inancı, bu iki milletin kalbinde iyice yer ettiğinden, ister istemez kalblerinde son dine karşı bir haset ve kin meydana geldi. Son peygamberin başka milletten gelmesi onları için için üzdü ve bir aşağılık kompleksine kapıldılar. Bu yüzden bir taraftan Tevrat ve İncilʹdeki belgeleri değiştirip kasıtlı yorumlara başvururken, diğer yandan kendilerini temize çıkarma gayretine düştüler; gâh «Bizler Allahʹın oğulları ve en yakın dostlarıyız.. » dediler; gâh «Bu çocuklar gibi bizim de günahlarımız yoktur.. » diye kendilerini tezkiye ettiler. Gâh «Ancak Yahudi ve Hıristiyan olanlar Cennetʹe girebilecektir. » iddiasını tekrarlayıp durdular.
Çünkü Yahudîler Tevratʹın bazı belgelerini de sıkıntılı günlerinde kurtarıcı bir simit gibi görerek yanlış yorumlamışlardı. Dâvud Peygamber neslinden bir Mesîh’in gelip kendilerini kurtaracağına inanıyorlardı. Hazret-i Muhammed (A. S. ) ise Dâvud neslinden değildi. Bilhassa Babil sürgününün verdiği eziklik ve aşağılanma, ideal bir kurtarıcının geleceği inancını iyice pekiştirmiş ve nesilden nesile aktarılarak kesinlik ifade eden bir ilâhî emir sanılmıştı. Tevrat’ta: «İşte, Davud’a salih bir kök sürgünü çıkaracağım günler geliyor, Rab diyor. Ve bir kral gibi krallık edecek ve akıllı davranacak ve memlekette doğruluk ve adâlet edecek. Onun günlerinde Yahuda kurtulacak ve İsrâil emniyette duracak.. » (Tevrat/Yeremya: 23/5, 6) deniliyor.
Aslında bu, Dâvud Peygamberden sonra hem hükümdarlığı, hem peygamberliği nefsinde birleştirecek güçte Süleyman Peygamberin geleceğini haber vermektedir. Ama Yahudîler esaretten esarete sürüklendikleri için bunu belirttiğimiz gibi, bir can simidi sayıp kendilerini avutmaya çalışmışlardır. Davud’dan sonra gelecek olan kurtarıcının Süleyman olacağını ikinci bir belge ile Tevrat şöyle açıklıyor: «İşte, adı filiz olan (yani Dâvud soyunun bir filizi, sürgünü) adam ve o durduğu yerden filizlenecek ve Rabbin mâbedini yapacaktır. Evet Rabbin mâbedini yapacak olan odur ve haşmet onun üzerine olacak ve oturacak, tahtı üzerinde saltanat sürecek... » (Tevrat/Zekerya: 6/12, 13)
Mâbedi yapan Süleyman Peygamberdir. Kudüsʹte inşa ettiği muhteşem mâbedden Kur’ân’da da söz edilir. Taht üzerinde saltanat süren de odur. Hıristiyanlara gelince, onlar da İncilʹde Hazret-i Peygamber’in (A. S. ) geleceği ile ilgili belgeleri, kurtarıcı bir AZİZ anlamında yorumlamışlardır. Nitekim, İzmir’de 1960-1966 yıllarında müftülük yaptığım sırada Amerikan 6. Filosu İzmir limanına gelmişti. Filoda bir de yarbay papaz bulunuyordu. Müftülüğe uğrayıp nezaket ziyaretinde bulunduğunda sohbet arasında söz Hz. Muhammedʹin (A. S. ) geleceğini haber veren İncilʹdeki belgelere intikal etti. Yuhanna İncilʹi 16/7-14. belgelerinde İsâ Peygamberin, «Benim gitmem sizin için hayırlıdır, çünkü gitmezsem, Tesellici size gelmez, fakat gidersem onu size gönderirim. », «Size söyliyecek daha çok şeylerim var, fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o hakikat Ruhu gelince size her hakikate yol gösterecek, zira kendiliğinden söylemiyecektir; fakat her ne işitirse söyleyecek; ve gelecek şeyleri size bildirecektir. O beni taziz edecektir, çünkü benimkinden alıp size bildirecektir. » meâlindeki haberini kendisine hatırlattığımda, önce İncil’de bu gibi kayıtların olmadığını söylediyse de İncilʹi açıp kendisine gösterdiğimde, «Ha hatırladım, dedi; bununla, Hıristiyanların kurtarıcı olarak bekledikleri azîzden haber veriliyor. » diyerek konuyu kapamak istedi.
TEŞVİK İÇİN ÖVMEKTE SAKINCA YOKTUR
Fazîlet örneği kişileri, başkasına örnek olsun diye övmekte bir sakınca yoktur. Çünkü bunda dalkavukluk yok, fazîlete teşvîk vardır. Bir de fazîlet, fazîlet olduğu için övülürse bunda da bir kötü niyet mevcut değildir. Nitekim Peygamber Efendimizin amcası İslâm’a girmemekle beraber hem İslâmʹı övmüş, hem de fazîletin doruğunda bulunan Hz. Muhammed’i (A. S. ) övmekten kendini alamamıştır:
«O bembeyaz tertemiz insanın yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur beklenir. O yetimlerin hâmisi, dulların koruyucusu idi. » diyerek Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizi övmüştür. Ünlü Şâir Kâb bin Züheyr’in Peygamberimizin (A. S. ) huzurunda övgü dolu kasidesi de sadece tasvip görmüştü. Ancak sınırı aşıp kişiyi olduğundan fazla övmeyi uygun görmemiş ve Ashabına: «Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övüp uçurdukları gibi beni uçurmayın! Ben ancak bir kulum. Siz (benim için) Allah’ın kulu ve Resûlü deyin. » buyurmuştu. (Müsned-i Ahmed)
YORUMLAR - RİVÂYETLER
CİBT ve TAĞUT:
a) Tapılan iki put
b) Cibt, sihir; tağut, şeytan
c) Cibt, şeytan; tağut, put
d) Cibt, kâhin
e) Tağut, Allah’tan başka tapılan her şey
FETİL
a) İki parmak arasında meydana gelen incecik kir,
b) İki parmak arasında oluşan incecik kabuk,
c) Tırnakla et bitişiğinde meydana gelen lif şeklindeki incecik deri,
d) Hurma çekirdeğinin içindeki incecik iplikçik manalarına gelir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle Yahudilerin son din ve son nebiye karşı takındıkları olumsuz tavır ve bu yüzden kendilerini yalan ve şirke sürükleyecek kadar hak ve hakikat caddesinden ayrıldıkları açıklandı. Aşağıdaki âyetlerle bu milletin cehaleti ve cehaletin neticesi olan cimrilik ve kıskançlıkları anlatılıyor. Böylece hakla bâtıl, doğruyla eğri arasındaki mücadelenin sürdürülmesine işâret ediliyor; tez-antitez sürtüşmesinin lüzumu dolaylı yoldan belirtiliyor.