Şura Suresi 44-46. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ وَلِيٍّ مِنْ بَعْدِهِ وَتَرَى الظَّالِمِينَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ يَقُولُونَ هَلْ اِلٰى مَرَدٍّ مِنْ سَبِيلٍ وَتَرٰيهُمْ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا خَاشِعِينَ مِنَ الذُّلِّ يَنْظُرُونَ مِنْ طَرْفٍ خَفِيٍّ وَقَالَ الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ الْخَاسِرِينَ الَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ وَاَهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَلَٓا اِنَّ الظَّالِمِينَ فِي عَذَابٍ مُقِيمٍ وَمَا كَانَ لَهُمْ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ يَنْصُرُونَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَمَنْ يُضْلِلِ اللّٰهُ فَمَا لَهُ مِنْ سَبِيلٍ

45.

Allah, kimi saptırırsa artık bundan sonra onun hiçbir dostu yoktur. Azabı gördüklerinde zalimlerin, "Dünyaya dönmek için bir yol var mı?" dediklerini görürsün.

Diyanet İşleri

45.

Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır" diyecekler. İyi bilin ki zalimler, sürekli bir azap içindedirler.

46.

Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

44- Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, artık onun bundan sonra hiçbir dostu, sâhibi bulunmaz. Azâbı gördükleri zaman o zâlimleri bir görsen! «Geri dönmeğe bir yol yok mudur? » derler.

45- Onları, alçaklık ve aşağılıktan korktukları halde Cehennem azâbına getirildiklerini ve göz ucuyla ona baktıklarını görürsün. İmân edenler ise, şöyle derler: «Şüphesiz ki hüsrâna uğrayanlar, kıyâmet günü hem ken­dilerini, hem âilelerini ziyâna sürükleyenlerdir. Haberiniz olsun ki, zâlimler şüphesiz devamlı azâp içindedirler.

46- Onlara Allahʹtan başka yardım edecek dostlar, sâhip çıkanlar da bulunmaz. Allah, kimi saptırırsa, onun için bir yol da yoktur.

ALLAH KİMİ SAPTIRIRSA, ONUN DOSTU VE YARDIMCISI BULUNMAZ

«Allah kimi sapıklıkta bırakırsa, artık onun bundan sonra hiçbir dostu ve sâhibi bulunmaz. »

Allah’ın saptırması, koyduğu sünnete uymamak, gönderdiği peygam­beri tanımamak ve hayat dizginini nefis ve İblîs’in eline teslim etmek sure­tiyle, doğru yoldan ayrılmakla gerçekleşir. Böylece kişinin Oʹnun koyduğu hayat düzenine arka dönmesiyle bir sonuç meydana gelir de haktan sapmasına sebep olur. O halde sapıtan kulun kendisidir, yani onun cüz’î irâdesiyle vücut bulmuş ve öylece İlâhî nizama ters düşmüştür. Sapıtma olayının Allahʹa nisbeti, sapıtan kişinin sünnetullaha uymamasıyla yorum­lanır.

İşte kendi irâdesiyle kendini sapıklık çizgisine getiren kimse ilk toka­tı sünnetullahtan yer ve artık onu kurtaran bir kimse bulunmaz. Meğer ki, Cenâb-ı Hak ona hidâyet kapısını aça..

ZÂLİMLER ALEYHİNE ÂHİRETTEN BİR TABLO

Zâlimler, üzerlerindeki hakları ödemeden, mazlûmlarla helâllaşmadan ölür veya hakkı inkâr etmek suretiyle kendi nefislerine zulmeder ve dö­nüş yapmadan dünya hayatına vedâ ederlerse, Âhiret hayatında alçaklık ve aşağılık damgasını taşıyarak ateşe sürüklenirler. Sadece kendileri de­ğil, yakın çevrelerini de beraberlerinde hüsrâna uğratırlar.

Şüphesiz temelinde küfür bulunan zulmün cezası, ebedî azaptır. Kırk beşinci âyetle bu husus uyarıcı bir tablo halinde tasvîr edilmekte ve bu dört madde halinde gözler önüne serilmektedir:

1- O gün onlar için hiçbir dost ve yardımcı olmayacak,

2- Azâbı, İlâhî adâletin tecellisini görünce, dünyaya dönmek için yol ve çare arayacaklar,

3- Üzerlerinde alçaklık ve aşağılık damgası bulunduğu halde Cehen­nem’e sevkedilecekler,

4- Onlara Allah’tan başka yardım edecek dostları olmayacak.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, İlâhî nizama uymayıp doğru yoldan sapıtan zâ­limlerin âhiret âlemindeki acıklı durumları tasvîr edildi ve dört madde ha­linde uyarıcı, yönlendirici safha açıklandı.

Aşağıdaki âyetlerle, ikinci hayata adım atmadan, yani ruh denilen emaneti sâhibine teslîm etmeden önce küfür ve zulümden, ahlâksızlık ve aşırılıktan pişmanlık duyarak Hakk’a dönmenin lüzumu belirtiliyor. Buna rağmen inat edip dönüş yapmayanların kendi aleyhlerine acıklı bir sonuç hazırladıklarına işâret ediliyor. Peygamberʹe (A. S. ) ve Onun yolunda yürü­yen mürşitlere düşen, açık tebliğat olduğuna dikkatler çekilerek, inkârcı zâlimler uyarılıyor.