MEÂLİ:
45- Onlara dünya hayatının misâlini şöyle ver: O, gökten indirdiğimiz suya benzer ki, onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karışır, derken (çok geçmeden) rüzgârın savuracağı çerçöpe döner. Allah her şeyin üstünde (sınırsız) kudret sâhibidir.
46- Mal ve oğullar Dünya hayatının süsleridir. Bâki kalan güzel- yararlı ameller ise Rabbin yanında sevâpca da daha hayırlıdır, amel ve umutça da daha hayırlıdır.
İLGİLİ HADÎSLER
«SÜBHANELLAHİ VEʹL-HAMDU LİLLÂHİ VELÂ İLÂHE İLLÂLLAHU VALLAHU EKBER, demek benim için üzerine güneş doğan her şeyden sevimlidir. » (Sahîh-i Müslim: Ebû Hüreyre (R. A. )den)
«Baki kalan güzel, yararlı ameller... sözünü çokça söyleyin. »
Bunun üzerine soruldu:
- Onlar nelerdir?
Cevap verdi:
- Tekbîr (Allahu Ekber), Tehlîl (Lâ ilâhe illallah), Tesbîh (sübhanellahi ve’l-hamdu lillâhi velâ havle velâ kuvvete illâ billahi’dir. )» (Müsned-i Ahmed: 3/75)
«Cennet bahçelerine uğradığınız zaman yararlanın!
Bunun üzerine soruldu:
- Ey Allahʹın Resûlü! Cennet bahçeleri nelerdir?
Cevap verdi:
- Mescitlerdir.
- Yararlanmak nasıldır? diye sorulunca da şöyle buyurdu:
- Sübhanellahi veʹl-hamdu lillâhi velâ ilâhe iilâllahu vallahu ekber’dir. » (Tirmizî/daavat: 82- Ahmed: 3/150)
Diğer rivâyetler:
Hz. Ali (R. A. ) diyor ki:
«Mal ve çocuklar dünya ürünleridir. Güzel, yararlı ameller ise, âhiret ürünüdür. Öyle cemaatler vardır ki, bu iki ürünü de toplarlar. » (Lübabu’t-te’vîl: 3/200)
İbn Abbas (R. A. ) diyor ki:
«Baki kalacak güzel, yararlı ameller: Sübhanellah veʹl-hamdü lillah velâ ilâhe illâhü vallahü ekber, sözüdür. » (Lübabu’t-te’vîl: 3/200)
İmam Mâlikʹe göre, baki kalan güzel, yararlı ameller, beş vakit namazdır. (Tefsîr-i Kurtubî: 10/414)
DÜNYA HAYATININ MİSALİ
«Onlara dünya hayatının misalini şöyle ver:.... »
Bitkiler buna en güzel misâl olarak gösteriliyor. Aradaki fark, birinde bitkisel hayat var, yeşerdiği yere bağlıdır ve çoğunun ömrü oldukça kısadır. Diğerinde ise, hareket ve birçok yetenek sağlayan İnsanî hayat var. Bitkilerin de insanlar gibi üç devresi söz konusudur: Doğarlar, büyürler ve ölürler.. Gökten inen yağmur toprağı harekete geçirir; derken bitkilerin kökleri, tohumları yeniden yeşerme şansına erişir. İnsanlar da öldükten sonra üzerlerine hayat yağmuru yağar, «kün = ol» emri tecelli eder de elementler belli oranda bir araya gelip hücreleri, hücreler de bedeni oluştururlar. Arkasından İnsanî ruhun oluşan bedene girmesiyle ikinci hayat başlar. Ne var ki insanların çoğu gözleriyle gördükleri için bitkilerin öldükten sonra yeşereceklerine kesin olarak inanırlar; ama ölen insanların yeniden diriltileceklerine bir türlü akıl erdiremezler. Çünkü onun dirileceğini sağlayacak İlâhî kudret ve sünneti bilmezler. Oysa bitkileri yeniden yeşertip hayata kavuşturan ve bunu peryodik olarak sürdüren yüce kudret, ona benzer bir kanun ve tecelli ile elbette ölen insanların elementlerini bir araya getirip hücrelerini ve onları biraraya getirip bedenlerini ikinci hayata döndürmekten âciz değildir.
İnsan hiç yok iken, hazırladığı plân ve proğram uyarınca onu yokluk karanlığından çıkartıp varlık alanına getiren ve hilkat sanatının erişilmezliğini onun vücut yapısında ortaya koyan, kudret fırçasıyla onu şekillendiren Cenâb-ı Hakk’ın onu ikinci defa yaratmaya neden kudreti yetmesin.
İnsanların bu konudaki bütün şüphe ve inkârları, ikinci hayata döndürmeyle ilgili İlâhî sünneti ve onun tecelli ölçü ve yöntemini bilmediklerinden kaynaklanmaktadır. Bitkiler ve diğer canlılarla ilgili sünnetin tecelli’ ölçü ve yöntemini, yani biyolojik kanunları bildikleri için o hususta şüphe ve inkâra sapmaları söz konusu olmuyor,
Kur’ân-ı Kerîmʹde bu gibi şüphe ve inkârların yersiz ve anlamsız olduğuna parmak basılarak konu şöyle noktalanıyor: «Allah her şeyin üstünde (sınırsız) kudret sâhibidir. »
MAL VE EVLÂT
«Mal ve oğullar Dünya hayatının süsleridir. »
Mal ve evlât dünya hayatının geçici süsleridir. Onlarsız hayatı devam ettirmemiz bir bakıma mümkün değildir. Belli bir süre ihtiyaçlarımızı karşılayabilmemiz için mala, kendimizden sonra dünyayı boş bırakmamamız için de evlâda ihtiyacımız vardır. Yoksa amaç mal ve evlât değildir. Çünkü dünya, sonsuz hayata hazırlanmamızı sağlayacak, ora hakkında bilgi verip bizi eğitecek, ruhen olgunlaşmamızı ve öylece ikinci hayata lâyık düzeye gelmemize imkân verecek bir geçiş dönemidir. Buna ihzarî anlamda intikal dönemi de diyebiliriz.
Her insan ruhunda taşıdığı din ve Allah duygusuyla gözlerini bu kısa hayata açar. Sınırlı bir ömür içinde bu duygusunu geliştirmek, nereden ve neden bu kampa getirildiğini; süre sona erince nereye, niçin gideceğini bilip anlamak zorundadır. Bilindiği gibi, süre oldukça kısa, hayat kanunlarına intibak hayli zor, ihtiyaçlar ise, sayılmıyacak kadar çok; mücadele kesintisizdir. Boşuna harcanacak ne bir günümüz, ne de bir saatimiz vardır.
Dünya nimetleri yaşamamızı sağlayabilmemiz için birer araçtırlar, ama hiçbir zaman amaç değildirler. Mal ve çocuklar hayatımıza renk katan zînetlerdir, nihaî gaye değillerdir.
O halde dünya hayatının anlam ve hikmetini; amaç ve maksadın ne olduğunu ve bu hayatta kendi yerini ve vazifesini bilenler, amaç ve maksadı belirleyip ona doğru yönelmiş sayılırlar. Bilmeyenler ise, aracı amaç, süsü gaye sanırlar ve gerçek amaçtan uzaklaşırlar.
Kur ân bu gerçeği şöyle hatırlatıyor: «Mal ve oğullar dünya hayatının süsleridir. Bâki kalan güzel, yararlı işler ise, Rabbin yanında sevapça da, emel (ve umutça da) daha hayırlıdır. » Çünkü imân düzeyinde işlenen güzel ve yararlı ameller her yönüyle insan ruhunu eğitici, olgunlaştırıcı, Yüce Yaratanʹa yaklaştırıcı ve ebedî mutluluğa lâyık olma alanına getiricidir.
İmam Gazâlî ne güzel söylemiştir: «Şu varlıklar ve şekiller dünyasında görülebilen her şey, gerçekte yoktur, fakat var gibi görünür. »
Mal ve evlât, amacına uygun kullanılırsa, cennetin; kullanılmazsa cehennemin kapısını açar. Unutmamamız gerekir ki, şu dünyaya hiç bir şey getirmediğimiz halde ayak basmış oluyoruz. Ölürken de beraberimizde iyilik ve kötülüklerimizin dışında hiçbir şey götürmemekteyiz.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, insan aklına ışık tutmak, düşünce ufkunu açmak için, ölümümüzden sonra ikinci hayata kaldırılmamıza, çer-çöp haline geldikten sonra yağan yağmur ile yeniden yeşeren bitkiler misal verildi. Sonra da kısa ömür içinde birtakım amaçlar ve hikmetler doğrultusunda kendimizi yetiştirip olgunlaştırmamız ve öylece ikinci hayata hazırlanmamız konu edildi ve mal ile evlâdın birer süsten ibaret oldukları belirtilerek bunların hiçbir zaman amaç ve gaye olmadıkları hakkında aydınlatıcı ve yönlendirici işaretlerde bulunuldu.
Aşağıdaki âyetlerle, ikinci hayat hakkında kısa bilgi veriliyor. Kıyâmet olayının önemli bir safhasına dikkatler çekilerek insanların Allah’ın huzurunda saf saf yerlerini alacakları hatırlatılıyor ve böylece iki hayat arasında sağlam bir köprü kurmamız isteniliyor.