MEÂLİ:
3- İnsanlardan öylesi de var ki, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur ve hayırdan sıyrılmış, fesâda hazır her azılı şeytana uyar.
4- Onun hakkında şöyle yazılmıştır: «Kim onu dost ve yardımcı edinirse, mutlaka o, onu doğru yoldan saptırır ve onu o çılgın alevli (Cehennem) azâbına iletir. »
İNİŞ SEBEBİ
Kureyş kabilesinden geniş bir aileyi temsil eden Nadr b. Hâris, Peygamber (A. S. ) Efendimizʹe yaklaşarak şöyle dedi: «Ya Muhammed! Bana haber versene, senin şu Rabbin altından mıdır, gümüşten midir, yoksa bakırdan mıdır? » Bunun üzerine yukarıdaki âyetler indi. (Müfessir Süddî - İbn Ebî Hâtim - İbn Kesîr: 3/206)
Müfessir Alâeddin Aliʹnin tesbitine göre, adı geçen kâfir şu iddiayla ortaya çıkar ve zihinleri bulandırmaya çalışırdı: «Melekler Allah’ın kızlarıdır. Kur’ân ise eskilerin masallarıdır. Öldükten sonra dirilme yoktur.. » Bunun üzerine yukarıdaki âyetler inmiştir. (Lübabu’t-teʹvîl: 3/281)
BİLGİSİZ TARTIŞMAK
«İnsanlardan öylesi de var ki, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışıp durur.. »
Varlık âleminde câri kanunları, fiziksel kanunların içyüzünü, kurulu düzendeki mükemmelliğini bilmeyen; semavî dinler hakkında ciddi bir araştırma ve mukayese yapmayan kişilerin Allah hakkında tartışması anlamsız ve neticesizdir. Henüz kendini tanımayan, taşıdığı hilkat kanununun emsalsiz eserini ve ondaki sanatı görmeyen kimse, Allah’ı nasıl tanıyabilir ve bilebilir? Tesadüflerin böylesine bir beden meydana getiremiyeceğini, kendi organlarına ve faaliyetlerine bakıp idrâk etmeyenler neyi niçin savunduklarını kendileri de bilmezler.
O bakımdan diyebiliriz ki, Allah’ın varlığı, birliği ve kudretinin sınırsızlığı üzerinde tartışmak isteyenlerin önce birçok konuda bilgili olması; câri sünnetleri, yerçekim kanunuyla kurulan denge ve düzeni bütün detayıyla kavraması gerekir. Henüz kendi iç organlarına bile kumanda edemiyen, diğer bir deyimle kendini bütünüyle yönetemiyen ve vücudunun tamamında istediği gibi tasarrufa sahip olamayan inkârcı şaşkının kalkıp Allah hakkında tartışması çok gülünç olur.
KORKU VE ÜMİT BAĞINI KOPARAN
«Ve hayırdan sıyrılmış, fesada hazır her azılı şeytana uyar.. »
Şeytan ismi burada, «merîd» sıfatıyla anıldığı için, sırf cinden olan şeytan değil, insanlardan da merîd olan, yani hayırdan, iyilikten sıyrılan, nefsine esir olup fitne ve fesada hazır bekleyen her kişi de şeytan kabul edilir ve bu ismin kapsamına girer.
İşte bu sıfatı taşıyan insanlara da uyan kimse, korku ve ümit kaydını aşar; ruhuna yön verecek, vicdanını geliştirecek, içini dolduracak bütün ümitlerini kaybeder ve böylece sorumluluk duygusu dumura uğrar.
O halde toplumu tedirgin eden, kutsal değerlere sırt çeviren ve ortalığı fitne ve fesat havasıyla bulandıran bu bilgisiz ve şaşkın kimselerdir ki, bilmeden, anlamadan İblislerin peşine takılmakta ve onların birer uydusu olarak fasit bir daire içinde dönmektedirler.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, inkâr fırtınasına tutulup beyinleri yıkanan dinsizlerin, ciddi bilgileri ve kayda değer araştırmaları olmadığı halde Allah hakkında tartışmalarının ne kadar büyük bir ölçüsüzlük ve saygısızlık olduğu belirtildi. Sonra da bu tiplerin her devirde bulunabileceğine işâretle, mü’minlerin ona göre bilgi ve kültürlerini geliştirerek yersiz tartışmaları tesirsiz hale sokmalarına işâret edildi.
Aşağıdaki âyetlerle, öldükten sonra dirilip ikinci hayata kalkma hakkında şüphe edenlerin akıllarını harekete geçirmek için biyolojik açıdan ana fikirler, temel bilgiler veriliyor. Konuyu bilimsel açıdan araştırmaları istenerek Kur’ân’ın ilimle sarmaş-dolaş olduğu dolaylı şekilde anlatılıyor.