MEÂLİ:
34- (Melike) «Doğrusu hükümdarlar bir kasabaya (savaş niyetiyle) girecekleri zaman oranın düzenini bozarlar da aziz ve şerefli kişilerini aşağılık kılıp rezîl ederler. İşte (bir ülkeye giren düşmanlar) böyle yaparlar.
35- Doğrusu ben onlara bir hediye göndereyim de elçilerin ne (haber) ile döneceğine bir bakayım» dedi.
36- (Melikenin gönderdiği elçi) Süleyman’a gelince, O, «siz mal ile mi bana yardım ve destekte bulunmak istiyorsunuz? (Oysa) Allahʹın bana verdiği (nîmetler) size verdiğinden daha hayırlıdır. Hayır, siz hediyenizle sevinip duruyorsunuz!
37- Sen artık (getirdiğin hediyenle) onlara dön. Yemin ederim ki, karşı koyamıyacakları bir ordu ile kendilerine geleceğiz ve onları aşağılayıp rüsvay edilmiş bir halde zelil ve hakîr olarak (yurtlarından) çıkaracağız», dedi.
SEBEʹ MELİKESİNİN AKILLICA KARARI
«Doğrusu hükümdarlar bir kasabaya (savaş niyetiyle) girecekleri zaman oranın düzenini bozarlar da aziz ve şerefli kişilerini aşağılık kılıp rezil ederler. İşte (bir ülkeye giren düşmanlar) böyle yaparlar. »
İstişarî kurulun savaşacak kuvvete sahip olduklarını belirtmeleri üzerine, melike onların bu görüşünü hissî ve ölçüsüz buldu. Güçlü bir hükümdarın ordusuyla birlikte ülkelerinin üzerine gelmesinin mutlak surette kendilerinin aleyhine olacağını, onlarla savaşa girişmenin çok tehlikeli sonuçlar doğuracağını hesaba katarak kurulu uyardı. Aklın yolunu seçmenin isâbetli olacağını düşünerek barış yollarını araştırmanın fayda sağlayacağına inandığından Süleyman Peygamberʹe yakışacak hediyeler hazırlayıp göndermeyi kararlaştırdı. Zira savaşın hiçbir zaman rahmet getirmiyeceğini, o yüzden savaşmaya kararlı olan karşı tarafı oyalamanın ve yumuşatmanın olumlu sonuçlar doğuracağını umarak kararını net olarak açıkladı. Aynı zamanda onun başvurduğu bu yol biraz da zaman kazanmaya yönelik bir kurnazlık olarak yorumlanabilir. Bu da melikenin ileriyi gören bir devlet adamı olduğunu göstermektedir.
SÜLEYMAN PEYGAMBER’İN TEPKİSİ
«(Melikenin gönderdiği elçi) Süleymanʹa gelince, O, «siz mal ile mi bana yardım ve destekte bulunmak istiyorsunuz? (Oysa) Allahʹın bana verdiği (nîmetler) size verdiğinden daha hayırlıdır.. » dedi. »
Süleyman Peygamber hem askerî, hem ekonomik, hem de coğrafî bakımdan çok güçlü bir devletin başında bulunuyordu. Aynı zamanda İlâhî hükümlerle ülkeyi yönetip adâlet, denge ve düzen sağlıyordu. Denilebilir ki, o çağın en güçlü devleti Onun idaresinde idi ve komutası altında ezici bir güce sahip disiplinli bir ordusu vardı. Onun amacı ülkeleri bu güçle istilâ etmek değil, Allah’ı bırakıp eşyaya ibâdet eden ve aynı zamanda ahlâksızlıkla zulmü birleştirip yeryüzünde fesat çıkaran milletleri te’dip etmek ve Allah’ın varlığını, birliğini, kudretinin her şeyin üstünde nafiz bulunduğunu öğretmekti. O bakımdan Sebeʹ melikesinin gönderdiği hediyelere iltifat etmedi. Zira amacı mal ve servet edinmek değil, güneşe tapan bir milleti, güneşi de, kendilerini de yaratan Yüce Allahʹa tapmaya dâvet etmek; hakkı ve insanca yaşamayı bütün sadelik ve tazeliğiyle kalp ve kafalara işlemekti.
Süleyman Peygamber hediyeleri geri çevirirken son kararını şöyle açıkladı:
«Yemin ederim ki, karşı koyamıyacakları bir ordu ile kendilerine geleceğiz ve onları aşağılayıp rüsvay edilmiş bir halde zelîl ve hakir olarak (yurtlarından) çıkaracağız. »
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, Süleyman Peygamber ile Sebe’ melikesi arasında gidip gelen elçilerden söz edildi ve son olarak Süleyman Peygamber’in takdim edilen hediyeleri kabul etmeyip -Hakkʹa baş eğip teslimiyet göstermedikleri takdirde- mutlak surette savaşmak üzere hareket edeceğini bildirmesi üzerinde duruldu.
Aşağıdaki âyetlerle, Süleyman Peygamber’in cinler vasıtasıyla melikeyi tahtıyla birlikte kendi huzuruna getirttiği konu ediliyor. Allahʹın bu geniş lütuf ve inâyetine karşı şükretmenin gereğini ifade eden Süleyman Peygamberʹin her türlü nîmet içinde Allah’ı unutmadığına dikkatler çekiliyor ve arkasından melike ile olan mülâkatlarına yer veriliyor.