MEÂLİ:
33- Ey insanlar! Rabbınızdan korkup (kötülüklerden) sakının. Öyle bir günden korkun ki, baba evlâdından ötürü bir şey ödeyemez, evlât da babasından ötürü bir şey ödeyici değildir. Şüphesiz ki Allahʹın vaʹdi (verdiği söz) haktır. Sakın Dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldanmış mağrur (Şeytan) sizi Allah’a (Oʹnun geniş rahmetine ibadetsiz, amelsiz) güvendirmesin.
AKRABALIK BAĞLARI DÜNYA HAYATIYLA SINIRLIDIR
«Ey insanlar! Rabbınızdan korkup (kötülüklerden) sakının. Öyle bir günden korkun ki, baba evlâdından ötürü bir şey ödeyemez, evlât da babasından ötürü bir şey ödeyici değildir.. »
Babalık, evlâtlık, analık ve hısımlık bağları dünya hayatıyla, neslin devamını sağlama duygusuyla ilgilidir. Kıyâmet gününde ergen olmadan ölen çocuklar dışında herkes kendi nefsiyle, amel ve niyetiyle meşgul olur da bunun dışında başkasının ameliyle veya hesabıyla meşgûl olamaz. Öyle ki: Baba evlâdına karşılık, evlât da babasına karşılık bir şey ödeme hakkına, gücüne ve yetkisine sâhip değildir. O halde yukarıdaki âyetle de işâret edildiği gibi, ne baba evlâdından dolayı günah işleyip inkâra sapsın; ne de evlât babasından dolayı günah ve isyanlara dalsın; azgınlık ve ahlâksızlıkta bulunsun. Zira her ikisi de belirtilen sebepten dolayı işleyecekleri günah ve hatâ sebebiyle âhiret gününde birbirlerini kurtarmaya mâlik değillerdir. Dünyanın birkaç günlük makam ve şöhreti, servet ve ihtişamı kimseleri aldatmasın; şeytan da o yüzden kimseleri azdırıp sapıtmasın. Çünkü dünya hayatı amaç ve gaye değildir; bütünüyle olgunlaşmamıza ve âhirete hazırlanmamıza vesîle ve araçtır. Diğer bir anlatımla, sonsuz hayata hazırlanma dönemidir. Şeytan ise, zıtların tartışıp çatışmasını hızlandıran, hayata canlılık ve hareket katan, ama bütünüyle şerri temsîl edip hayrın karşısına çıkan bir sınav vasıtasıdır. İnsan iyiliğe ve hayra ağırlık verdiği nisbette onun tesir alanından uzaklaşabilir.
Ebedî hayat için yaratılan insan ancak o hayata gözlerini açmadan önce kendini, Yüce Yaratanını, niçin yaratıldığını, nerede bulunduğunu, nereye gideceğini bilmek zorundadır. Aynı zamanda hayatın tadını, sıkıcı ve ferahlatıcı yanlarını duyup daha iyisine kavuşma arzusunun içinde doğması gerekmektedir; ayrıca bu duygu ve inançla dünya hayatından hikmetin ve amacın ne olduğunu iyice kavraması söz konusudur. Ne var ki, insanın içindeki nefis ve dıştan ona yardımcı olan İblîs durmadan onu dünyaya bağlamaya, amacından saptırmaya, yaratanını unutturmaya çalışırlar; dünya hayatını nîmetleriyle birlikte ona çok çekici gösterip durmadan kalbini tahribe yönelirler. Allah’a imân edenlerin bir kısmını, İlâhî rahmetin genişliğiyle avutup ibâdet ve taâtten akkorlar.
Böylece Cenâb-ı Hak, hem inkârcılara, hem şüphecilere, hem de inananlara seslenerek şöyle uyarıda bulunmaktadır: «Allah’ın va’di (verdiği söz) haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın a aldanmış mağrur (şeytan) sizi Allahʹa (Oʹnun geniş rahmetine ibâdetsiz, amelsiz) güvendirmesin.. »
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle âhiret âleminde soy-sop bağlarının kesileceği, kimsenin kimseye sahip çıkamıyacağı konu edildi. Sonra da dünya hayatından hikmet ve amacın ne olduğuna değinilerek aydınlatıcı ve uyarıcı bilgi verildi.
Aşağıdaki âyetle, bilgisi sadece Allah yanında mahfuz tutulan beş önemli şeyden söz edilerek, insanın ölüm ve âhiret için her an hazırlıklı olmasına işâret ediliyor.