Müddessir Suresi 32-37. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

كَلَّا وَالْقَمَرِ وَالَّيْلِ اِذْ اَدْبَرَ وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَ اِنَّهَا لَاِحْدَى الْكُبَرِ نَذِيرًا لِلْبَشَرِ لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَتَقَدَّمَ اَوْ يَتَاَخَّرَ

32-37.

(32-37) Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

Diyanet İşleri

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ

32-37- Hayır, (onlar öğüt almazlar). Ayʹa, dönüp gittiği zaman gece­ye, ışık saçtığı zaman sabaha and olsun ki, gerçekten (Cehennem) büyük belâlardan biridir. İnsanlar için sizden öne geçmek isteyen veya geri kal­mayı arzu eden için uyarıcıdır.

AY, GECE VE SABAH

«Hayır, (onlar öğüt al­mazlar). Ayʹa, dönüp gittiği zaman geceye, ışık saçtığı zaman sabaha and olsun ki, gerçekten (Cehennem) büyük belâlardan biridir.. »

Ay, gece ve sabah.. Üç belge sıralanıyor. Ayʹın nasıl düzenli hareket ettiği; güneşten ışık alıp yansıttığı ve böylece ayların, yılların hesabını dos­doğru yapmamıza yardımcı olduğu ve güneş sisteminde hâkim olan denge kanununda ayın da ayrı bir yerinin bulunduğu kapalı şekilde belirtiliyor.

Gece ve sabah ile, dünyanın batıdan doğuya doğru kendi ekseni et­rafında ve aynı zamanda güneşin çevresinde bir elips çizerek döndüğüne işâret ediliyor. Sonra da hayat düzeni üzerinde mutlak yeri ve tesiri bulun­duğu belirtilerek bu üçüne yemin ediliyor.

Cehennemʹin ise, hem imân doğrultusunda öne geçmemek isteyen­lere, hem de inkâr ve tuğyanlarından dolayı geride kalanlar için tam bir uyarıcı niteliği taşıdığına dikkat çekiliyor. Zira aklı eren hiç kimse, haya­tının böyle bir azap ile berbat edilmesini istemez. Aynı zamanda güvenli, huzurlu ve gönül yatışkanlığı düzeyinde rahat ve sonsuz bir hayata eriş­mek her fâninin özlemidir. Kurʹân, kâinat yaratıldığı günden beri beşerin bu özlemine Cennet ile olumlu cevap verirken, inanmayan ve dünya ha­yatını berbat ederek Hakk’a baş kaldırır bir tavır içinde âhirete intikal edenlere ise, sonsuz azâbın kaynağı olan Cehennem’i hatırlatır ve bunun o gibiler için büyük bir belâ olduğuna değinir.

Eğitimde çok yönlendirici ve iç disiplini sağlayıcı bu kavramlardan yoksun bırakılıp materyalist bir zihniyetle Allah’tan, Âhiretʹten habersiz yetişen bir nesli, hangi kuvvet Hakk’a, doğruya, fazîlete iletebilir? İmânın şartlarından olan Allah’a ve Âhiretʹe dosdoğru inanmanın lüzumunu hangi akıl sâhibi inkâr edebilir? Zira hiçbir şey böyle bir imanın yerini doldura­maz ve hiçbir bilgi onun kadar kişiye ahlâk, fazilet ve sorumluluk duygusu aşılayamaz.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, İlâhî beyâna karşı gelip küfür ve tuğyanda ısrar eden nankör müşriklerle inkârcı maddeciler, âhirette kendileri için hazır­lanan sonsuz azap ile uyarıldı ve Cehennem üzerinde görevli meleklere dikkat çekildi ve üç şeye yemin edilerek Cehennem’in inkârcılar için büyük bir belâ olduğuna atıf yapıldı.

Aşağıdaki âyetlerle, herkesin ameli karşılığında rehîn durumunda ol­duğu belirtiliyor. Ancak amel defterleri sağ ellerine verilenlerin istisna teş­kil ettiği bildiriliyor. Sonra küfür ve isyân üzere ölen kâfirlerin Cehennemʹe atılma sebepleri üzerinde duruluyor ve onlar için şefaat edecek kimsenin olmayacağı hatırlatılıyor. Arkasından Kurʹân’ın yönlendirici, hayat verici bir tezkire (öğüt ve eğitim) olduğuna değinilerek insan hayatının bu kitaba göre düzenlenip disiplin altına alınmasının gereğine işârette bulunuluyor.