MEÂLİ:
3- Zinâ eden erkek, ancak zinâ eden bir kadınla veya Allahʹa ortak koşan bir kadınla evlenebilir. Zinâ eden kadın da, ancak zinâ eden bir erkekle veya Allah’a ortak koşan bir erkekle evlenebilir. Bu, müʹminlere haram kılınmıştır.
İNİŞ SEBEBİ
Bir rivayete göre, Medineʹye hicret eden çok fakir müslüman erkekler, oradaki zengin fahişe kadınlarla evlenmek suretiyle geçimlerini sağlamayı düşünüyorlardı. O bakımdan durumu Resûlüllâh (A. S. ) Efendimizʹe arzetme ihtiyacını duydular. Bunun üzerine yukarıdaki âyet inmiştir. (Lübabu’t-te’vîl: 3/314- İbn Kesîr: 3/263)
Başka bir rivâyete göre ise, Medineʹye hicret edenlerden Mersed b. Ebî Mersed bir ara Mekke’ye sefer yaptı. Cahiliye günlerinde ilişki kurduğu Ânâk adındaki kadınla karşılaştı. Kadın eskiden olduğu gibi onunla yaşamak istedi. Mersed ise İslâm’ın bunu haram kıldığını anlattı. Kadın «o halde meşru şekilde evlenelim» diye öneride bulundu. Mersed, «böyle bir evlenmenin caiz olup olmadığını Hz. Peygamber’den (A. S. ) sormam gerekir» diye cevap verdi ve ayrılıp Medine’ye dönünce durumu Peygamber (A. S. ) Efendimize arzetti. O sebeple yukarıdaki âyet indi. (Lübabu’t-te’vîl - Esbâb-ı Nüzûl: 80)
ÂYETTE GEÇEN NİKÂH KAVRAMI
İlim adamları ilgili âyette geçen «nikâh» kavramı üzerinde durmuş ve farklı birtakım yorumlarda bulunmuşlardır:
a) İbn Abbas (R. A. ) ile Tabiînʹden Saîd b. Cübeyr ve Dahhakʹe göre, cinsel temastır. (Bilgi için bak: Bakara Sûresi: 221. âyet tefsiri)
b) Saîd b. Müseyyeb’e göre, bu âyetle, zaniye bir kadınla mü’min bir erkeğin veya zânî erkekle müʹmine bir kadının evlenmesi haram kılınmıştır. Sonra da Nûr Sûresi’nin «İçinizden bekâr kalanları evlendirin» meâlindeki 32. âyetiyle hükmü kaldırılmıştır. Zira «bekâr» ile çevirisini yaptığımız «eyâma» tabirinden maksat, hem hiç evlenmemiş bekârlardır, hem de evlendikten sonra dul kalanlardır.
Böylece daha önce zina edip de tevbe edenlerle evlenmeye cevaz verilmiş oluyor.
c) İmam Ahmed b. Hanbelʹe göre de, zina eden müslüman, bu fiilinden dolayı tevbe eder ve kendini düzeltirse, onunla evlenmekte bir sakınca yoktur. Aksi halde sakıncalı kabul edilir. Diğer müctehit imamların da içtihatları bu anlamda bir hüküm ifade etmektedir.
d) el-Hasanʹa ve Zeccac’e göre, zina eden erkek ve kadından maksat, zina suçundan ceza görenlerdir ki bunlar ancak birbirleriyle evlenebilirler. (Tefsîr-i Kurtubî: 12/168) İbrahim en-Nahaî de aynı görüştedir. Nitekim Ebû Davudʹun Musannafıʹında Ebû Hüreyreʹden (R. A. ) yapılan rivâyette: «Zinadan dolayı had vurulmuş erkek ancak zinadan dolayı had vurulmuş kadınla evlenebilir» meâlinde bir hadîs nakledilmiştir.
Böylece üçüncü âyetin hükmü iki cihetle kaldırılmıştır. Birincisi hadîsle, İkincisi âyetle belirlenmiştir. Birinci şık, âyetin hadîsle neshini caiz görenlerin kavlidir. Şöyle ki: Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz: «Haram, helâli haram kılmaz» buyurmuştur. (İbn Mâce/nikâh: 63- Beyhakî: Hz. Âişe (R. A. )dan (İmam Sûyûti hadisin zayıf olduğunu belirtmiştir.))
O halde zina eden müslüman erkek veya kadın -şerʹî cezaya çarptırıldıktan sonra- tevbe eder ve pişmanlık duyarlarsa, başka bir müslümanla evlenmelerine cevaz verilir.
Bu konuda İbn Abbas (R. A. ) şöyle demiştir: «Evveli sifah (zina), sonu ise nikâhtır. » Yani zina eden bekâr erkek ve bekâr kadın -şer’î cezayla tecziyeden sonra- pişmanlık duyup tevbe ederlerse, evlenmelerinde bir sakınca yoktur.
İbn Abbas (R. A. ) buna şöyle bir misal vermiştir: «Adam bahçeye girip meyva çalar ve sonra o bahçe sahibine gidip bahçenin meyvasını satın alırsa, çaldığı haram, satın aldığı helâl olur. » (Tefsîr-i Kurtubî: 12/170)
İkinci şık ise, âyetin âyetle neshedilme konusudur ki, ilim adamlarının hepsi bunun caiz olduğuna kaildirler. Tabiînʹden Saîd b. Müseyyebʹin belirttiği gibi, âyet, «Sizden evli olmayanları evlendirin» meâlindeki Nûr Sûresinin 32. âyetiyle neshedilmiştir.
ZİNA, MEVCUT NİKÂH AKDİNİ BOZAR MI?
Yukarıda belirttiğimiz her iki nesih cihetinden hangisi dikkate alınırsa alınsın, zina eden kadınla -tevbe edip pişmanlık duyduğu takdirde- evlenmenin sahîh olduğu anlaşılıyor. O bakımdan adamın karısı zina ederse, aralarındaki nikâh akdini hükümsüz bırakmayacağı gibi, adamın zina etmesi de eşiyle olan nikâh akdini hükümsüz bırakmaz. Nitekim İmam Ebû Hanîfe ile İmam Şâfiî de aynı görüş ve içtihattadırlar. İmam Mâlik’e (Tefsîr-i Kurtubî: 12/170) göre ise, adam zina ettiği kadınla evlenirse, her ikisi de ebediyen zinâkâr sayılırlar. İmam bu görüş ve içtihadına dayanak olarak ashab-ı kirâmdan İbn Mesʹûd’un (R. A. ) şu sözünü seçmiştir: «Adam, kadınla zina ettikten sonra nikâhlarsa, ikisi de ebediyen zânî olurlar. » Ancak İmam Mâlik bu tahrîmin bazı şartlarla kalkacağını belirterek şöyle bir yorum ortaya koymuştur: «Kadını fâsit sudan, yani zina ile rahmine akıttığı meniden istibra etmedikçe onunla evlenemez. Çünkü nikâh için hürmet söz konusudur; o da zina suyu üzerine nikâh suyunu akıtmaması ve o yüzden haramın helâla karışmamasıdır. » (Tefsîr-i Kurtubî: 12/168) Buradaki «istibra»dan maksat, kadının zinadan hamile kalmadığı kesinlik arzedinceye kadar beklemek ve ondan sonra nikâhlayıp cinsel temasta bulunmaktır.
Mütekaddimîn âlimlerden bir kısmı bu konuda şu görüş ve yorumu ortaya koymuşlardır: «Âyet muhkemdir, mensûh değildir. O bakımdan zina eden kimsenin kendisiyle nikâhlı bulunan zevcesi arasındaki nikâh akdi hükümsüz olur. Bunun gibi, adamın zevcesi zina ederse, aralarındaki nikâh akdi keza hükümsüz kalır. » Onlardan diğer bir kısmı ise, şöyle demişlerdir: «Zina sebebiyle nikâh hükümsüz olmaz. Ancak adamın karısı zina ederse, onu boşamakla emrolunur. Yanında tutarsa günahkâr olur. »
Sonuç olarak, zâni ve zâniye işledikleri o çirkin günahtan dolayı pişmanlık duyup tevbe etmedikçe bir müslümanın onlarla evlenmesi caiz değildir. (Geniş bilgi için bak: Tefsîr-i Kurtubî: 12/170, 171)
Ancak İbn Ömer, Sâlim, Câbir b. Zeyd, Atâ’, Tâvus, İmam Mâlik, İmam Ebû Hanîfe ve arkadaşları böyle bir şart ileri sürmeden zina eden erkeğin zina ettiği kadınla evlenebileceği gibi, başka bir erkeğin de evlenmesi caizdir demişlerdir. Şüphesiz ki böyle bir cevaz pişmanlık ve tevbeyi de göz ardı etmez.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle, zina eden erkek veya kadınla evlenmenin caiz olup olmadığı konu edildi.
Aşağıdaki âyetlerle, iffetli-namuslu kadınlara zina isnat etmek suretiyle iftirada bulunanlar hakkında uygulanacak İlâhî hüküm açıklanıyor. Sonra da adamın kendi eşine zina isnat etmesi halinde uygulanacak hükme yer verilerek mü’minler bu iki konuda aydınlatılıyor.