Mürselat Suresi 25-28. Ayet — Tefsir

Ayet sayfasına git →

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتًا اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتًا وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَاءً فُرَاتًا وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

28.

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Diyanet İşleri

27.

Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

28.

O gün vay yalanlayanların haline!

Celal Yıldırım (İlmin Işığında Asrın Kur'an Tefsiri)

%100

MEÂLİ:

25-26- Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık dönemi) yapmadık mı?.

27- Orada sâbit yüce dağlar meydana getirdik ve size tatlı, içimi ko­lay bir su içirmedik mi?

28- (Hakk’ı) yalanlayanların o gün vay hâline

ENFÜSTEN AFAKA GEÇİŞ: YERYÜZÜ, DAĞLAR VE TATLI SULAR

«Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık dönemi) yapmadık mı?. »

Cenâb-ı Hakk’ın varlığına ve birliğine, ilminin ve kudretinin her şeyin üstünde hâkim ve müessir bulunduğuna delâlet eden delil ve belgeler sıra­lanırken enfüsten afaka geçiliyor; yeryüzü, dağlar ve tatlı sular misâl veri­liyor.

Bunlar neyi ifâde ediyor veya aklımıza ne gibi malzeme verip düşünce ufkumuzu açıyor? Önce yeryüzünün dirilerle ölülere bir toplanma yeri ola­rak hazırlandığı haber veriliyor. Bunu şöyle açıklayıp yorumlayabiliriz:

a) Yeryüzü toprağıyla, suyuyla, maden ve bitkisiyle insanların birarada yaşamasına uygun ve imkân verir şekilde hazırlanmıştır.

b) Yeryüzü nasıl dirilerin birarada yer yer toplanıp yaşamasına uygun şartları kendinde taşıyorsa, ölülerin de ortada kalmasını, kokuşup etrafı rahatsız etmesini ve tiksindirici bir hava ve manzara oluşturmasını, mikrop saçıp hastalık bulaştırmasını önleyecek özellikte toprak tabakasına sahip bulunduğu bir gerçektir. Böylece ölüleri de bağrına alıp birarada toplamak­ta ve onları örtüp çürütmektedir.

Bu yorumla, diğer gezegen ve yıldızlarda böyle bir ortamın mevcut ol­madığı, insan denilen canlının yerküreden başka bir gezegende bulunma­dığı ortaya çıkıyor. (Bilgi için bak: Rahman Sûresi 10. âyetin tefsiri)

Dağlara gelince: Baş döndürücü bir hızla hareket halinde olan yer­kürenin hem fiziksel dengesini sağlamakta, hem de insan ve canlıların hayatına elverişli kaynakları taşımaktadır.. Böyle bir hareket doğrultusun­da dağların sayılmayacak kadar faydası vardır. Kömür ve petrolün oluş­masında da onun rolü büyüktür.

Tatlı su, daha çok tuzlu suyun buharlaşmasıyla İlâhî filtreden geçip arınmakta; toprağa karışmak suretiyle de birçok faydalı mineralleri içine alıp öylece bize ulaşmaktadır.

Ayrıca «tatlı su» sözü, bize bir de «acı su» sözünü, kavramını hatır­latır. Acı suyun içinde erimiş bazı madenler, özellikle kireç vardır.

Bu, karşılığı ödenmeyecek kadar büyük nîmetler, fiziksel, kimyasal ka­nunların belli bir hesap ve proğrama göre işler halde olmasıyla gerçekleşmektedir. Bunlardan her biri Cenâb-ı Hakkʹın varlığını, kudretini yansıtmı­yor mu? Evet bunca belge ve delilleri görmeyip Hakk’ı red ve inkâr eden­lerin vay haline!.

ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI

Yukarıdaki âyetlerle, yeryüzünün insanların dirileri ve ölüleri için ha­zır toplanma, toparlanma yeri olduğu belirtildi. Sergilenen her nîmetin İlâhî damgayı taşıyıp yansıttığına dikkat çekildi.

Aşağıdaki âyetlerle, bunca delil ve belge karşısında inkârını sürdürüp öylece ölen inkârcı sapıklar için âhiret gününde hazırlanan azâbın birta­kım safhaları üzerinde durularak uyarıcı ve yönlendirici bilgiler veriliyor; aynı zamanda yaşamakta olan kâfirler hem uyarılıyor, hem de tehdît edi­liyor.