MEÂLİ:
25- And olsun ki, biz, peygamberlerimizi açık belgelerle gönderdik ve insanlar adâletle iş görsünler diye onlarla beraber Kitabʹı ve (adâlet) terazisini indirdik. Demiri de indirdik; onda şiddet ve sertlik ve insanlar için yararlar vardır. Bu da Allahʹın, kimin Oʹna ve Peygamberine gıyabında yardım ettiğini bilip tesbit etmesi içindir. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, çok üstündür.
İLGİLİ HADÎS
«Kıyâmete yakın bir zamanda, bir olan, ortağı bulunmayan Allahʹa ibâdet edilsin diye kılıç ile gönderildim. O, benim rızkımı kalkanımın gölgesi altında kılmış; zillet ve horluğu ise, emrime muhalefet edenler üzerine indirmiştir. Artık kim bir kavim (veya millete) benzemeye özenirse, o anlarlardandır. » (Müsned-İ Ahmed: 2/50, 92)
DİN, İLİM VE TEKNİK
«And olsun ki, biz, peygamberlerimizi açık belgelerle gönderdik ve insanlar adâletle iş görsünler diye onlarla beraber kitabı ve (adâlet) terazisini indirdik.. »
İslâm, bütünüyle iki hayatı en iyi şekilde düzen ve dengede tutmaya yönelik hükümleri, prensipleri ve tavsiyeleri beraberinde getiren son dindir. Bunun için ilmi kendine hayat veren iksir sayarken tekniğe geniş kapı açmış ve böylece mü’minleri sağlam imân temeli üzerinde yükseltirken bu iki lüzumlu nîmetten yararlanmalarını emretmiştir.
İlgili 25. âyette, peygamberlerin mu’cize, açık belge, ilme dayalı âyet ve delillerle gönderildiği açıklanırken hemen arkasından her iki hayatı ayakta tutacak kitap ve mîzanın indirildiği kaydediliyor ve sonra da bundan amacın insanların adâletle hayatlarını huzur ve güven havasında tutmalarını sağlamak olduğu belirtiliyor. Böylece dinin ilimsiz, ilmin tekniksiz olamıyacağına parmak basılarak demir madeninin indirildiğine ve bu madende daha çok iki büyük yararın bulunduğuna dikkat çekiliyor: Birincisi, demirde şiddet, kuvvet ve sertlik olduğu; İkincisi, onun bu özelliğiyle, hayırlı yollarda kullanıldığı takdirde insanlara birçok menfaatler sağlayacağıdır.
Bu suretle Kur’ân-ı Kerîm, tekniğin mayasını, gerçek maddesini belirttikten sonra ondaki şiddet ve kahredici kuvvetin insanlık yararına çevrilmesini ilhâm ediyor.
Diğer yandan peygamberlerin görevi ve yönü belirlenmektedir. Şöyle ki: Peygamberler (salât-ü selâm hepsine olsun) sadece hakkı, adâleti, dinî ahlâkı ve hükümleri teblîğle yetinen birer elçi değil, aynı zamanda teblîğ ettiklerinin uygulanmasını gerçekleştirmeye çalışan ve bu hususta hem mânevî, hem de maddî müeyyideyi caydırıcı kuvvet olarak elinde tutan birer liderdirler. Özellikle son peygamber Hz. Muhammed (A. S. )ın görevi bu hikmete dayalı bulunuyordu.
İnsanlar arasında adâleti hâkim kılsınlar diye peygamberlerin şu üç temel faktörle gönderilmesi ve arkasından demirin şiddetinden söz edilmesi, elbetteki çok anlamlıdır:
1- Peygamberin peygamberliğini isbatlayan mu’cize, açık belge ve deliller,
2- Yol gösterici kitap,
3- Hakkaniyet ve adâlet terazisi..
Bu üç temel faktörü çiğneyip hayatını berbat etmekle kalmayan ve bir de toplumu azdırıp saptıranlara karşı peygamberler maddî müeyyide de uygulayarak düzen ve dengeyi korumaya çalışmışlardır.
Mîzân ve demirin indirilmesi:
Mîzân, terazi ve tartı manasına geldiği gibi, adâlet, düzen ve denge kurma anlamına da gelir. Nitekim Rahmân Sûresi 7 ve 8. âyetler buna açık biçimde delâlet etmektedir.
Böylece insan haklarının korunması, haksızlıkların giderilmesi için biri maddî, diğeri mânevî olmak üzere iki ayrı terazinin indirildiği, yani kullanılmaları hakkında genel bilgi verildiği belirtiliyor. Esnafın kullandığı terazi, maddîdir; hâkimin kullandığı terazi mânevîdir. Şüphesiz bunlar birbirini tamamlayan ikiz kardeşlerdir.
Demirin indirilmesi:
Bu anlatım tarzı, Kur’ân’a mahsustur. Nitekim buna benzer bir anlatımla uyuklama, sükûnet, rızık ve sekiz çift davarın indirildiğinden de söz edilmektedir. (Bilgi için bak: Bakara: 59- Al-i İmrân: 154- A’râf: 26. âyet) Bu, ya İlâhî irâde ve emrin inmesiyle bunların vücut bulduklarına işârettir, ya da her olayın ve vücut bulan her maddenin yukarıdan proğramlandığı gibi yürütüldüğünü ilhâm etmekdir. Ayrıca demir madeninin indirilmesi, yeryüzünde onun ham maddesinin çok yaygın ve belirgin olduğuna ve kullanımının da ilk yaratılan Adem (A. S. )dan beri devam edildiğine işâret de olabilir. Nitekim İbn Abbas (R. A. )dan yapılan rivâyette, adı geçen şöyle demiştir: «Üç şey Adem (A. S. ) ile beraber inmiştir: Hacerü’l-esved, Musa (A. S. )ın Asa’sı ve demir madeni.. »
Arkeolojik araştırmalarda ise, demirin M. Ö. 3000 yıllarında kullanıldığı belirlenmektedir. Tabii bu tarih kesin değildir. Bugüne kadar elde edilen belgelere göre bir tesbittir. Mısırʹda Sülâleler Devrinden önceye ait mezarlarda (M. Ö. 3000) demirden yapılmış eşyaya rastlanmıştır. İleride daha gerilere uzanan belgelere de rastlanılabilir.
Demir hemen her çağda, özellikle günümüzde gelişen sanayide saltanatını korumaktadır ve kıyâmete kadar da koruyacağa benziyor. Bunun için Cenâb-ı Hakk’ın kullarına olan büyük lûtuflarından biri de şüphesiz ki demir madenidir. O bakımdan Kur’ân’da özellikle bu mâdenden söz edilmektedir.
İLÂHÎ LUTÛFLARIN AMAÇ VE HEDEFİ
Peygamberlerin mu’cize ve açık belgelerle gönderilmesi, kutsal kitapların indirilmesi, mîzanın konulması ve şiddet, kuvvet taşıyan demir madeninin belirgin şekilde yaygınlaştırılması, şüphesiz ki kimlerin Allah’a ve Peygamberine gıyabında yardım edeceğini -ezelde tesbit edildiği üzere- ortaya çıkarmak içindir. Yani bunların hepsi dinle, ahlâkla, insanlıktan yana birtakım yararlarla birleştiği ölçüde faydalıdır. Peygambere uyulmaz, adâlet terazisi doğru kullanılmaz, demir de insanlığı sömürme ve kahretme aracı olarak kullanılırsa, İlâhî lütuf ve ihsan hedefinden saptırılmış olur ki, bunun dünyada da, âhirette de getireceği sıkıntı çok elîm ve şiddetli sonuçlar doğurabilir.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetle, yeryüzünde düzen ve denge kurulsun, işler adâletle yürütülsün diye peygamberlerin açık belgelerle, kitap ve sağlam kıstaslarla gönderildiği konu edildi ve arkasından demir madenine değinilerek peygamberlerin maddî ve mânevî müeyyide uyguladıklarına işârette bulunuldu.
Aşağıdaki âyetlerle, Nuh ve İbrahim’den (A. S. ) bahsedilerek soylarından iyilerin de kötülerin de geldiği ve böylece peşpeşe peygamber gönderildiği belirtiliyor. Ayrıca «rehbaniyet» konusuna dikkat çekiliyor.