MEÂLİ:
18- Ey imân edenler! Allahʹtan saygı ile korkun; her kişi yarın için önden ne göndermişse ona dikkatle baksın. Allahʹtan saygı ile korkun. Şüphesiz ki Allah, yapageldiklerinizden haberlidir.
19- Artık siz, Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onları kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar, ilâhî sınırları aşıp yozan, sapıtan kişilerdir.
20- Cehennemlik olanlarla Cennetlik olanlar bir değildir. Kurtulup başarıya ulaşanlar Cennetlik olanlardır.
İLGİLİ HADÎSLER VE RİVÂYETLER
Münzir b. Cerîr, babasından naklen şöyle haber vermiştir:
- Günün evvelinde Resûlüllah’ın (A. S. ) yanında bulunduğumuz bir sırada, yalınayak, yarı çıplak, sırtlarında yırtık alacalı hırka ve bellerinde asılı kılıç olduğu halde bir grup insan çıkageldi ki hepsi de Mudar Kabilesiʹnden idi. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz onların perişan halini görünce üzüntüden mübarek yüzünün rengi değişiverdi. Kalkıp odasına girdi ve az sonra dışarı çıkıp ezan okuması için Bilâlʹe emretti. Ezan okunduktan sonra namaz kıldırdı ve ashabına dönerek şöyle buyurdu:
«Ey insanlar! Sizi bir tek candan (Ademʹden) yaratan Rabbınızdan korkun.. » cümlesiyle başladı ve âyeti sonuna kadar okudu. Sonra da Haşır Sûresinin «Ey imân edenler! Allahʹtan saygı ile korkun; her kişi yarın için önden ne göndermişse, ona dikkat etsin. Allahʹtan saygı ile korkun. Şüphesiz ki Allah yapageldiklerinizden haberlidir. » meâlindeki 18. âyeti okudu ve şu sözleri ekledi: Artık her kişi dînarından, dirheminden, elbisesinden, birkaç avuç buğdayından, birkaç avuç hurmasından, isterse yarım hurma ile olsun tasaddukta bulunsun. »
Bunun üzerine Ansarʹdan bir adam avucuna neredeyse sığmayacak kadar dolu bir kese getirdi. Arkasından insanlar birbiri ardında bir şeyler getirdiler. Derken yiyecek ve giyecekten iki kümenin oluştuğunu gördüm. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz bu manzara karşısında duygulandı ve yüzü ışıl ışıl ışıldadı, sanki altın yaldızla süslenmiş gibi oldu ve şöyle buyurdu:
«Kim İslâmʹda güzel bir yol, bir çığır açarsa, hem kendi ecri, hem de kendisinden sonra o yolda amel edenlerin ecri -ecirlerinden bir şey eksilmeksizin- ona verilir. Kim de İslâmʹda kötü bir yol, fena bir çığır açarsa, onun günahı ve kendisinden sonra o yolda amel edenlerin günahı -günahlarından bir şey eksilmeksizin- ona yükletilir. » (Müslim/ilim: 15, zekât: 69- Nesâî/zekât: 64- Ahmed: 4/357, 359, 360, 361)
Ebû Bekir Sıddîk (R. A. ) irad ettiği bir hutbesinde şu cümleleri söylemiştir:
«Allah rızası gözetilmeyen bir sözde hayır yoktur. Allah yolunda harcanmayan bir malda hayır yoktur. Cehli hilmine üstün gelen kimsede hayır yoktur. Allah yolunda amel ederken kınayanın kınamasından korkan kimsede de hayır yoktur. » (Taberânî: Osman b. Naîm b. Namha’dan)
İSLÂM İKİ HAYATI BİRDEN KUCAKLAR
«Ey imân edenler! Allahʹtan saygı ile korkun; her kişi yarın için önden ne göndermişse ona dikkatle baksın.. »
İslâm, İlâhî düzenin değişmeyen plânıdır; ruhsal yapıyla fiziksel yapıyı uzlaştıran, maddeyle mana arasında denge sağlayan, dünya ile âhiret arasında kopmaz köprü oluşturan son dindir.
Beden, madde âleminden, ruh ise mâna âlemindendir. Biri dünya, diğeri âhirete eğilimlidir. Onun için Kur’ân’da bu iki hayata birden yönelmemiz emredilmekte ve önce dünya, sonra âhiretten söz edilerek birinin diğerini tamamladığına işârette bulunulmaktadır. Aynı zamanda bu iki hayattan her biri diğeriyle anlam ve hikmet kazanmakta; birinin mevcudiyeti diğerini gerekli kılmaktadır. Öyle ki, âhiret hayatı yaratılmasaydı dünya hayatının anlamı ve hikmeti kalmazdı.
İnsanoğlu bu ortam ve şartlar içinde zıdların yarıştığı bir dünyada bulunuyor. Zira her şey zıddıyla anlaşılıp inkişaf ediyor. Bu manayla dünya, âhiret kavramıyla; hayat da ölüm kavramıyla daha iyi anlaşılmaktadır. Onun için yüzünü bütünüyle dünya hayatına çeviren insanlar, hayatı tek yanlı ele alıp kendilerini dengesizliğe itmiş olurlar. Kur’ân böylesine yanlış bir değerlendirmeye gitmemizi önlemek ve iki hayata birden yönelmemizi sağlamak için 18, 19. âyetlerle hayatı gerçek anlamda değerlendirmemizin formülünü vermektedir.
Sonra da konu şöyle bağlanmakta ve her birimize en sağlam kıstas verilmektedir: «Cehennemlik olanlarla cennetlik olanlar bir değildir. Kurtulup başarıya ulaşanlar cennetlik olanlardır. » Zira İkinciler dengeli ve düzenli bir ömür yaşayıp dünya ile âhiret hayatının anlam ve hikmetini kavrayanlardır. Birinciler ise, dengeyi bozup düzensiz bir ömür tüketen; niçin dünyaya getirildiğini, ne olduğunu, nereye gittiğini bilmeyen şaşkınlardır. Böylelerine, sun’î teneffüsle yaşayanlar da diyebiliriz.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, dünya hayatı ile âhiret hayatı arasında denge kurmanın lüzumu üzerinde durularak yönlendirici bilgi verildi.
Aşağıdaki âyetlerle, insanlara indirilen Kur’ân-ı Kerîm’in bütünüyle iki hayatı mutluluğa döndürmeye yönelik hükümler taşıdığı belirtilerek bu kitabın nasıl yüksek bir kudreti yansıttığına değiniliyor. Sonra da o yüksek kudretin sıfatlarından bir kısmı sıralanarak aydınlatıcı bilgiler veriliyor.