MEÂLİ:
10- Onlar, yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğuna bakmıyorlar mı? Allah, onları yok edip (neleri varsa hepsini) yerle bir etti. Kâfirler için de bunun benzerleri vardır.
11- Bu böyledir. Çünkü Allah, imân edenlerin dostu ve sâhibidir. Kâfirlerin ise hiç bir dost ve sâhibi yoktur.
12- Şüphesiz ki Allah, imân edip iyi-yararlı amellerde bulunanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar. Küfredenlere gelince: Davarlar gibi yerler, içerler, keyif ve zevklerine bakarlar. Ateş onların varıp eyleşeceği yerdir.
13- Nice kasabalar var ki, onlar senin çıkarıldığın kasabadan daha kuvvetli idiler; onları yok ettik; onlara bir yardımcı da bulunmadı.
14- Rabbından açık belge, isbatlayıcı delil üzere bulunan kimse, kendisine kötü ameli süslenip çekici gösterilen ve heveslerine uyan kimse gibi midir?
İLGİLİ HADÎSLER
«Mü’min bir tek barsakla yer; kâfir ise yedi barsakla yer. »( Buharî/et’ime: 12- Müslim/eşribe: 182, 186- Tirmizî/et’ime: 20- İbn Mâce/et’ime: 3- Dâremî/et’ime: 13, 20- Taberânî/sıfatü’n-nebiy: 9, 10- Ahmed: 2/21, 43, 74, 145, 257, 318, 375)
«Mü’min bir tek barsağıyla içer; kâfir ise, yedi barsağıyla içer. »( Buharî/et’ime: 12- Müslim/eşribe: 182, 186- Tirmizî/et’ime: 20- İbn Mâce/et’ime: 3- Dâremî/et’ime: 13, 20- Taberânî/sıfatü’n-nebiy: 9, 10- Ahmed: 2/21, 43, 74, 145, 257, 318, 375) Açıklama:
Kâfir nefsanî arzularını tatmin hususunda çok hırslıdır, doymak nedir bilmez. Mü’min kanaatkârdır; aza razı olur. Kâfir alabildiğine aç gözlüdür, doymak nedir bilmez.
İbn Abbas (R. A. ) diyor ki:
- Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz Medineʹye hicret için Mekkeʹden çıkıp Sevr Mağarasıʹna girerken dönüp Mekkeʹye bakmış ve şöyle demiştir: «Sen benim yanımda Allahʹın en sevimli şehrisin. Sen benim yanımda Allahʹın en sevimli beldesisin. Eğer müşrikler beni çıkarmasalardı, seni bırakıp çıkmazdım. » (İbn Ebî Hâtim: İbn Abbas (R. A. )dan- İbn Kesîr: 4/125)
GELİP GEÇEN MİLLETLERİN YIKILIŞ SEBEPLERİNİ ARAŞTIRMAK
«Onlar, yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğuna bakmıyorlar mı?. » Kur’ân-ı Kerîm, imân edenlerle inkârda ısrar eden sapıkların amellerinin ölçü ve anlamını belirttikten ve İlâhî yardımın kimlere ne şartla tecelli edeceğini açıkladıktan sonra, kâfirlerin dikkatini, tarih boyunca yıkılıp yerle bir edilen inkârcı azgın kavim ve milletlerin harabelerine çekmekte; o gibi yerleri akıl ve idrak gözünü baş gözüyle birleştirmek suretiyle görmenin insan üzerinde daha başka tesir bırakabileceğini hatırlatmaktadır.
Aynı olayların tekerrürü, İlâhî hükmün tekerrürünü gerektirir ve böylece tarih tekerrür edip ilâhî adâlet hükmünü yürütür.
Kur’ân burada «emsal» kavramını kullanırken, inen azabın, bölgenin coğrafî yapısına, yeraltı durumuna ve iklim şartlarına göre ineceğine işârette bulunmaktadır. Cenâb-ı Hak, azap doğuracak olayı meydana getirirken, sebep ve kanunları harekete geçirmek üzere melekleri görevlendirir.
MEKKELİ ZORBALARA UYARI
Âd ve Semûd kavimleri, Mısır’ın firʹavnları, Babil’in nemrutları, şüphesiz ki Mekke müşriklerinden çok daha güçlü ve ileri idiler. Onların Allah ile yarışmaları ise hiçbir zaman mümkün değildir. Sonunda azgın inkârcıların hepsi O Yüce Kudret’in adâlet ve kahır yumruğu altında ezilip yok edildiler. Mekkeli’lerin de yakında başlarına inecek tokmağın çok acı olacağı hatırlatılıyor ve o gün gelmeden dönüş yapmaları isteniliyor.
Bütün bu uyarılar, Mekkeʹnin yakında fethedileceğine delâlet eden birtakım işâretlerdir. Öyle ki, kâinat plânındaki yerini alıp hilkatinin hikmetine uygun bir hayat düzeni kurarak Allah’a yönelen müʹminler ile, yerini kaybedip hilkatinin hikmetine ters düşen inkârcı sapıklar ne dünyada, ne de âhirette bir tutulmayacaklardır. Allah, müʹminlerin tek dostu ve sâhibidir. Kâfirlerin ise, dostları ve sahipleri yoktur.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Yukarıdaki âyetlerle, yaşamakta olan inkârcıların, gelip geçen inkârcı milletlerden yok edilenlerin harabelerini gezip görmeleri ve ibret almaları hatırlatıldı. Kâfirlerin dünya hayatına ne kadar hırslı olduklarına dikkatler çekilerek, her iki hayatı İlâhî rızaya uygun şekilde kucaklayıp yürüten müʹminlerin uhrevî mükâfatları açıklandı. Sonra da Cenâb-ı Hakkʹın o gibi müʹminlerin dostu ve sahibi olduğu müjdelendi.
Aşağıdaki âyetle, muttaki mü’minlere vaʹd edilen Cennet tarif ediliyor ve içindeki nîmetlerin birer misali veriliyor. Sonra da Cehennem’de ebediyen kalmaya mahkûm olan kâfirlerin durumuna atıf yapılarak, ikisi arasında kıyas yapıp düşünmemiz emrediliyor.