MEÂLİ:
11- Allah, çocuklarınız hakkında (mîras konusunda) şunu tavsiye eder, (ilâhî hükümlerini bildirir): Erkeğe, iki dişi payı vardır. Dişiler ikiden fazla ise, (erkek kardeşleri de yoksa) terekenin üçte ikisini alırlar. Dişi bir tane ise, (yine erkek kardeşi de yoksa) terekenin yarısı onundur. Eğer ölenin çocuğu varsa ana-babadan her birine altıda bir hisse verilir. Ölenin çocuğu yoksa, ana-babası da kendine mirasçı bulunuyorsa, anasına üçte bir, (geriye kalanı babasına) verilir. Ölenin kardeşleri varsa, anası altıda bir alır. Bütün bunlar, ölenin yaptığı vasiyyeti ve üzerindeki borcu yerine getirildikten sonradır. Babalarınızdan ve çocuklarınızdan hangisinin fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. (Belirlenen paylar) Allahʹtan bir farizadır. Allah bilendir ve yegâne hikmet sâhibidir.
İNİŞ SEBEBİ
Câbir (R. A. ) hasta yatıyordu. Resûlüllâh (A. S. ) Efendimiz, yanında Ebû Bekir SIDDÎK olduğu halde onu ziyarete gittiler. Ama Câbirʹi komaya girmiş vaziyette buldular. Resûlüllâh (A. S. ), su istedi; abdest alıp bu sudan Câbir’in üzerine serpti: Çok geçmeden komadan çıktı, akli dengesi yerine geldi. Resûlüllah’ı başucunda görünce çok sevindi ve:
- Ya Resûlellah! dedi, malımı ne yapayım, nasıl bir taksimatta bulunayım?
Bunun üzerine yukarıdaki âyet indi. (Esbâb-ı Nüzul / Nisâburî - Kurtubî - İbn Cerîr)
Diğer bir rivâyet:
Bir kadın, yanında iki kız çocuğu olduğu halde Peygamber (A. S. ) Efendimize geldi ve şöyle dedi:
- «Ya Resûlellah! bunlar, Sâbit bin Kaysʹın çocuklarıdır. Bildiğiniz gibi Sâbit, Uhud savaşında şehit edildi. Onun amcası terekesinin tamamını aldı, bu iki yavruya ve bana hiçbir şey bırakmadı. Bu kızcağızların malı olmadıktan sonra evlenemezler, yani fakir kızları kimse almaz. »
Peygamber (A. S. ) Efendimiz ona:
«Üzülme, Allah bu hususta elbet bir hüküm indirecektir. » diyerek tesellide bulundu. Çok geçmeden yukarıdaki âyet indi. Bunun üzerine Resûlüllâh, Sâbitʹin amcasını çağırdı ve: «Sabitʹten kalan malın üçte ikisini kızlarına, sekizde birini karısına ver. Geriye kalanı sanadır, » buyurdu. (Esbâb-ı Nüzul-İbn Cerîr.)
MİRAS HUKUKUNDA KIZ VE ERKEK ÇOCUKLARIN DURUMU
«Allah çocuklarınız hakkında (mîras konusunda) şunu tavsiye eder: Erkeğe, iki dişi payı vardır. »
İslâm, erkeği âile reisi kabul eder. Onu hem karısına, hem çocuklarına bakmakla yükümlü tutar. Kadına ise, çocuklarına en yakın ve en tesirli terbiyeci, evinin iç düzeninde daha çok sorumlu nazarıyla bakar. Böylece geçim hususunda ortaklaşa ve fakat farklı mesuliyetler getirirken nafaka temininde yükün ağır kısmını erkeğe yükler. Çünkü İslâm’a göre kadın ev işlerini, çocuk yetiştirme ve terbiye etme görevlerini ikinci plâna itip kendini erkek kadar sorumlu hissederek evin dışındaki iş hayatına verecek olursa, hem âile yapısında, hem çocuk terbiyesinde, hem kendi saygınlığında zedeleyici bir takım problemler getirmiş olabilir. Bunları şöyle özetliyebiliriz:
a) Âile yuvası, huzur verici, yorgunluğu giderici bir yer olmaktan çıkar, otel havasına girer.
b) Mutfak, çamaşır ve benzeri iç meseleler düzensizliğe itilir.
c) Akşam yorgun ve sinir sistemi kısmen bozuk karı-koca eve gelince ne bir güler yüz, ne de tatlı bir söz onları karşılar. Ufak bir kıvılcım ikisinden birinin patlamasına neden olabilir.
d) Çocuklar ana şefkat ve terbiyesinden mahrum, eğitilmeğe çok muhtaç cahil dadıların ya da ana okullarının kucağına atılır. Bu, âile fertleri arasındaki mânevî bağların ciddi biçimde kopmasına sebep olur.
İslâm, âile yapısını, belirttiğimiz gibi, kendine has bir ölçü ve düzende ele aldığı için miras taksiminde erkeğe fazla bir pay ayırmıştır. Erkek alacağı bu iki payı, bir pay ile gelen karısına ve çocuklarına harcamak zorundadır. Çünkü âile yapısı bunu böyle gerektirmektedir.
Görülüyor ki İslâm, miras hukukunda da kendine has âile düzenini esas tutarak hüküm koymuştur. Şüphesiz ki bu hüküm, sosyal adâleti gerçekleştirmede ve âile düzeninin sağlıklı devam etmesinde nâzım rol oynar.
O halde İslâmʹın getirmiş olduğu âile düzeni ve sosyal sistemi dikkate almadan erkeğe iki, kadına bir verilmesinin eşitlik ilkelerine ters düştüğünü, gayr-i âdil bir anlam taşıdığını iddia etmek çok bilgisizce ve sübjektif bir yargı olur.
ANA BABAYA AYRILAN HİSSE
«Eğer ölenin çocuğu varsa, ana-babadan her birine altıda bir hisse verilir. »
Hayatlarını maddî ve mânevî varlıklarıyla çocuklarının sağlıklı, bilgili yetişmesine adayan ana ve babaya, ölen evli evlâdından bir pay ayırmak, hem adâlet, hem insaftır. Batıda bir çok ülkelerde ölen kimsenin çocuğu varsa, ana babasına terekesinden bir pay verilmemektedir. Halbuki İslâm, bu durumda da ana babadan her birine 1/6 hisse ayırmıştır. Ölenin çocuğu yoksa, anasına 1/3 pay verilir, geriye kalanını baba alır.
Ölenin erkek ve kız kardeşlerine gelince, bunlar da ikili birli pay alırlar. Bu, bir bakıma fazladan bir miras sayılır. Ölenin oğlu bulunsaydı kardeşlerine hiçbir pay düşmezdi.
ÂYETLER ARASINDA BAĞLANTI
Mirasla ilgili hükümler devam ediyor.