← Sureler

Mushaf — 427. Sayfa

‹
/ 604
›
33. Ahzab Suresi

İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir.

يَسْـَٔلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا

yeseluke n-nāsu ǎni s-sāǎti ḳul innemā ǐlmuhā ǐnde (a)llahi ve mā yudrīke leǎlle s-sāǎte tekūnu ḳarīben

Şüphesiz Allah, kafirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır.

اِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِرِينَ وَاَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا

inne (a)llahe leǎne l-kāfirīne ve eǎdde lehum seǐyran

Onlar, orada ebedi olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.

خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

ḣālidīne fīhā ebeden lā yecidūne veliyyen ve lā neSīran

Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resul'e itaat edeydik" diyecekler.

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَالَيْتَنَا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا

yevme tuḳallebu vucūhuhum fī n-nāri yeḳūlūne yā leytenā eTaǎ'nā (a)llahe ve eTaǎ'nā r-rasūlā

Yine şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar."

وَقَالُوا رَبَّنَا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّبِيلَا

ve ḳālū rabbenā innā eTaǎ'nā sādetenā ve kuberā'enā fe eDellūnā s-sebīlā

"Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat."

رَبَّنَا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا

rabbenā ātihim Diǎ'feyni mine l-ǎƶābi ve l'ǎnhum leǎ'nen kebīran

Ey iman edenler! Siz Musa'ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Musa, Allah katında itibarlı bir kimse idi.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُوا وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَجِيهًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tekūnū ke(e)lleƶīne āƶev mūsā fe berraehu (a)llahu mimmā ḳālū ve kāne ǐnde (a)llahi vecīhen

(70-71) Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū tteḳū (a)llahe ve ḳūlū ḳavlen sedīden / yuSliH lekum eǎ'mālekum ve yeğfir lekum ƶunūbekum ve men yuTiǐ (a)llahe ve rasūlehu fe ḳad fāze fevzen ǎZīmen

Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

innā ǎraDnā l-emānete ǎlā s-semāvāti ve l-erDi ve l-cibāli fe ebeyne en yeHmilnehā ve eşfeḳne minhā ve Hamelehā l-insānu innehu kāne Zelūmen cehūlen

Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

لِيُعَذِّبَ اللّٰهُ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَحِيمًا

li yuǎƶƶibe (a)llahu l-munāfiḳīne ve l-munāfiḳāti ve l-muşrikīne ve l-muşrikāti ve yetūbe (a)llahu ǎlā l-mu'minīne ve l-mu'mināti ve kāne (a)llahu ğafūran raHīmān