← Sureler

Mushaf — 40. Sayfa

‹
/ 604
›
2. Bakara Suresi

Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. O, "Ya üzerinize savaş farz kılındığı halde, savaşmayacak olursanız?" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan çıkarılmış, çocuklarımızdan uzaklaştırılmış olduğumuz halde Allah yolunda niye savaşmayalım" diye cevap vermişlerdi. Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler. Allah, zalimleri hakkıyla bilendir.

اَلَمْ تَرَ اِلَى الْمَلَأِ مِنْ بَنِي اِسْرَٓاءِيلَ مِنْ بَعْدِ مُوسٰى اِذْ قَالُوا لِنَبِيٍّ لَهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ اِنْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ اَلَّا تُقَاتِلُوا قَالُوا وَمَا لَنَا اَلَّا نُقَاتِلَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَقَدْ اُخْرِجْنَا مِنْ دِيَارِنَا وَاَبْنَٓائِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْا اِلَّا قَلِيلًا مِنْهُمْ وَاللّٰهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ

e lem tera ilā l-melei min benī isrāīle min beǎ'di mūsā iƶ ḳālū li nebiyyin lehumu b'ǎṧ lenā meliken nuḳātil fī sebīli (a)llahi ḳāle hel ǎseytum in kutibe ǎleykumu l-ḳitālu ellā tuḳātilū ḳālū ve mā lenā ellā nuḳātile fī sebīli (a)llahi ve ḳad uḣricnā min diyārinā ve ebnāinā fe lemmā kutibe ǎleyhimu l-ḳitālu tevellev illā ḳalīlen minhum ve(a)llahu ǎlīmun bi Z-Zālimīne

Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız. Ona zenginlik de verilmemiştir" dediler. Peygamberleri şöyle dedi: "Şüphesiz Allah, onu sizin üzerinize (hükümdar) seçti, onun bilgisini ve gücünü artırdı." Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اللّٰهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًا قَالُوا اَنّٰى يَكُونُ لَهُ الْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ اَحَقُّ بِالْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةً مِنَ الْمَالِ قَالَ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰيهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ وَاللّٰهُ يُؤْتِي مُلْكَهُ مَنْ يَشَاءُ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

ve ḳāle lehum nebiyyuhum inne (a)llahe ḳad beǎṧe lekum Tālūte meliken ḳālū ennā yekūnu lehu l-mulku ǎleynā ve neHnu eHaḳḳu bi l-mulki minhu ve lem yu'te seǎten mine l-māli ḳāle inne (a)llahe STafāhu ǎleykum ve zādehu besTaten fī l-ǐlmi ve l-cismi ve(a)llahu yu'tī mulkehu men yeşā'u ve(a)llahu vāsiǔn ǎlīmun

Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinin, Harun ailesinin geriye bıraktığından kalıntılar vardır. Onu melekler taşımaktadır. Eğer inanmış kimselerseniz, bunda şüphesiz sizin için kesin bir delil vardır."

وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ اِنَّ اٰيَةَ مُلْكِهِ اَنْ يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِمَّا تَرَكَ اٰلُ مُوسٰى وَاٰلُ هٰرُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلٰٓئِكَةُ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

ve ḳāle lehum nebiyyuhum inne āyete mulkihi en ye'tiyekumu t-tābūtu fīhi sekīnetun min rabbikum ve beḳiyyetun mimmā terake ālu mūsā ve ālu hārūne teHmiluhu l-melāiketu inne fī ƶālike le āyeten lekum in kuntum mu'minīne