← Sureler

Mushaf — 151. Sayfa

‹
/ 604
›
7. A'raf Suresi

Elif Lam Mim Sad.

المص

Elif, Lâm, Mîm, Sâd

Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü'minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.

كِتَابٌ اُنْزِلَ اِلَيْكَ فَلَا يَكُنْ فِي صَدْرِكَ حَرَجٌ مِنْهُ لِتُنْذِرَ بِهِ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِنِينَ

kitābun unzile ileyke fe lā yekun fī Sadrike Haracun minhu li tunƶira bihi ve ƶikrā li l-mu'minīne

Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

اِتَّبِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ اَوْلِيَٓاءَ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ

ittebiǔ mā unzile ileykum min rabbikum ve lā tettebiǔ min dūnihi evliyā'e ḳalīlen mā teƶekkerūne

Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

وَكَمْ مِنْ قَرْيَةٍ اَهْلَكْنَاهَا فَجَاءَهَا بَأْسُنَا بَيَاتًا اَوْ هُمْ قَائِلُونَ

ve kem min ḳaryetin ehleknāhā fe cā'ehā be'sunā beyāten ev hum ḳāilūne

Azabımız kendilerine geldiğinde, "(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk" demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

فَمَا كَانَ دَعْوٰيهُمْ اِذْ جَاءَهُمْ بَأْسُنَا اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

fe mā kāne deǎ'vāhum iƶ cā'ehum be'sunā illā en ḳālū innā kunnā Zālimīne

Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.

فَلَنَسْـَٔلَنَّ الَّذِينَ اُرْسِلَ اِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ الْمُرْسَلِينَ

fe le neselenne (e)lleƶīne ursile ileyhim ve le neselenne l-murselīne

Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.

فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِمْ بِعِلْمٍ وَمَا كُنَّا غَائِبِينَ

fe le neḳuSSanne ǎleyhim bi ǐlmin ve mā kunnā ğāibīne

O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ فَمَنْ ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

ve l-veznu yevmeiƶin l-Haḳḳu fe men ṧeḳulet mevāzīnuhu fe ulāike humu l-mufliHūne

Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar ayetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ خَسِرُوا اَنْفُسَهُمْ بِمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَظْلِمُونَ

ve men ḣaffet mevāzīnuhu fe ulāike (e)lleƶīne ḣasirū enfusehum bimā kānū bi āyātinā yeZlimūne

Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

وَلَقَدْ مَكَّنَّاكُمْ فِي الْاَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ

ve leḳad mekkennākum fī l-erDi ve ceǎlnā lekum fīhā meǎāyişe ḳalīlen mā teşkurūne

Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" dedik. İblis'ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُوا اِلَّٓا اِبْلِيسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ

ve leḳad ḣaleḳnākum ṧumme Savvernākum ṧumme ḳulnā li l-melāiketi scudū li ādeme fe secedū illā iblīse lem yekun mine s-sācidīne