Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ
fe eǎ'riD ǎnhum ve nteZir innehum munteZirūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Artık yüz çevir onlardan ve bekle; şüphe yok ki onlar da beklemedeler.
Abdulkadir Gölpınarlı
Artık yüz çevir onlardan ve bekle; şüphe yok ki onlar da beklemedeler.
Adem Uğur
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
Ahmed Hulusi
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Muhakkak ki onlar da bekliyorlar!
Ahmet Tekin
Artık sen onlarla ilgilenme, onlara karşı tedbir al ve tehdidin gerçekleşeceği karar gününü bekle. Onlar da seni bertaraf edecekleri, sana galip gelecekleri günü beklemektedirler.
Ahmet Varol
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Onlar da beklemektedirler.
Ali Bulaç
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Ali Fikri Yavuz
Şimdi o kâfirlerden yüz çevir de (kendilerine inecek azabı) gözet; çünkü onlar (senin helâkini) bekleyip duruyorlar.
Ali Rıza Safa
Artık, onlardan yüz çevir ve bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.
Bayraktar Bayraklı
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Onlar da beklemektedirler.
Bekir Sadak
Onlari birak, bekle; zaten onlar da senin akibetini beklemektedirler. *
Celal Yıldırım
Artık sen onlardan yüzçevir ve bekle; onlar da beklemekteler.
Diyanet İşleri
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Diyanet İşleri (eski)
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.
Diyanet Vakfi
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Şimdi sen onlardan yüz çevir de gözet. Çünkü onlar da gözetmektedirler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar
Erhan Aktaş
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Fizilal-il Kuran
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Gültekin Onan
Öyleyse sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Hamdi Döndüren
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle; zaten onlar da beklemektedirler!
Hasan Basri Çantay
Artık onlardan yüz çevir, (inecek azablarını) bekle. Çünkü onlar bekleyicidirler.
Hasib Asutay
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da beklemektedirler.
Hayrat Neşriyat
Artık onlardan yüz çevir ve (onlara gelecek olan azâbı) bekle! Zâten onlar da bekleyicidirler!
İbni Kesir
Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.
Mehmet Okuyan
Onlardan yüz çevir ve bekle! Şüphesiz ki onlar da bekleyenlerdir.
Muhammed Esed
Artık onları kendi hallerine bırak ve onların beklediği gibi sen de (hakikatin ortaya çıkmasını) bekle.
Mustafa İslamoğlu
Şu halde boş ver onları da (kendi işine bak); madem onlar beklemeye razılar, sen (dünden) bekle!
Ömer Nasuhi Bilmen
Artık onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphe yok ki, onlar da bekleyicilerdir.
Ömer Öngüt
Onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da beklemektedirler.
Suat Yıldırım
Şimdi sen onları kendi hallerine bırak. Yardımımızı veya onların helâk edilmelerini bekle! Çünkü onlar da senin helâk olmanı bekliyorlar.
Süleyman Ateş
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Süleymaniye Vakfı
Öyleyse sen onlara karşı mesafeli ol ve bekle. Onlar da beklemektedirler.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onları bırak, bekle; onlar da seni beklemektedir.
Şaban Piriş
Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.
Tefhim-ul Kuran
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Ümit Şimşek
Sen onları kendi haline bırak ve bekleyedur; onlar da bekliyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Artıq onlardan üz çevir və gözlə. Doğrusu, onlar da gözləyirlər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
(Ya Rəsulum!) Artıq onlardan üz çevir və (Allahın onlara əzab verəcəyi günü) gözlə. Doğrusu, onlar da (sənin ölümünü, başına bir iş gələcəyini və ya sənə qələbə çalacaqlarını) gözləyirlər! (Lakin onlar sənə heç bir şey edə bilməzlər. Sən mütləq zəfər çalacaqsan, çünki Allah səninlədir!)
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Wende dich von ihnen ab, und warte ab! Auch sie warten.
Almanca — Der Edle Quran
So wende dich ab von ihnen und warte ab; sie warten ebenfalls ab.
Almanca — M. A. Rassoul
So wende dich denn von ihnen ab und warte; auch sie warten.
Almanca — Muhammad Zaidan
So halte dich von ihnen fern, und warte, denn sie warten auch.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Therefore, disregard them O Muhammad and wait for the timely, justice that is being prepared above in heaven's realm and they shall also be waiting -either mockingly or in order to be prepared for your next move.
Abdul Haleem
So [Prophet], turn away from them and wait: they too are waiting.
Abdullah Yusuf Ali
So turn away from them, and wait: they too are waiting.
Abul A'la Maududi
So (leave them to themselves and) turn away from them and wait; they too are waiting.
Aisha Bewley
So turn from them and wait. They too are waiting.
Al-Hilali & Khan
So turn aside from them (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) and await: verily, they (too) are awaiting.
Ali Quli Qarai
So turn away from them, and wait. They too are waiting.
Amatul Rahman Omar
So turn aside from them and wait. They are also waiting.
Arthur John Arberry
So turn thou away from them, and wait; they too are waiting.
Bijan Moeinian
They are the lost cause, therefore] Leave them alone and wait, as they are waiting to.
E. Henry Palmer
turn then from them and wait; verily, they are waiting too!
Edip-Layth
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.
George Sale
Wherefore avoid them, and expect the issue: Verily they expect to obtain some advantage over thee.
Hamid S. Aziz
Say: "On the Day of Judgment the faith of those who (now) disbelieve will not profit them, nor will they be reprieved. "
Mahmoud Ghali
So veer away from them, and wait; surely they (too) are waiting.
Marmaduke Pickthall
So withdraw from them (O Muhammad), and await (the event). Lo! they (also) are awaiting (it).
Mohamed Ahmed - Samira
Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
Muhammad Asad
and then leave them alone, and wait [for the truth to unfold as] they, behold, are waiting.
Mustafa Khattab
So turn away from them, and wait! They too are waiting.
Progressive Muslims
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.
Sahih International
So turn away from them and wait. Indeed, they are waiting.
Sam Gerrans
So turn thou away from them, and wait thou — they are waiting.
Shabbir Ahmed
So withdraw from them and wait (for the Truth to unfold). Behold, they too are waiting.
Syed Vickar Ahamed
So turn away from them and wait: Verily, they too are waiting!
Taqi Usmani
So, just ignore them (O prophet,) and wait. They (too) are waiting.
The Monotheist Group
Therefore, turn away from them and wait, for they too are waiting.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Eloigne-toi dʹeux et attends. Eux aussi demeurent dans lʹattente.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Vêca tu dev ji wan berde û çav li rê be, bêguman ew jî çavlirê ne.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Wend je dus van hen af en wacht af. Zij wachten ook af.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Vermijdt hen dus, en verwacht den uitslag. Waarlijk, zij verwachten eenig voordeel op u te behalen.
Hollandaca — Siregar
Wend je daarom van hen af en wacht af: voorwaar, zij zijn afwachtenden.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Отвернись же (о, Посланник) от них [от неверующих] и жди (как их постигнет наказание); ведь и они [неверующие] (тоже) ждут (что тебя постигнет болезнь или смерть) (и также ждут и наказания Аллаха).
Rusça — Osmanov
Не общайся с ними и жди, ведь и они ждут.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Lämna dem nu åt sig själva och vänta (på det som skall komma); även de skall vänta.